Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

KARDAN ADAM

sedat memili- kardan adam

Hava sıcak, siyaset sıcak, güneş sıcak… Öfkeler ve saldırılar sıcak… Tam da “Kardan Adam Mevsimi”

Sizlere Kardan Adam Mevsiminde, Kardan Adamı anlatayım.

Kardan adamlar ateşten, alevden, parıltıdan, pırıltıdan korkarlar.

Yeni bir ocağın kurulmasını, yeni bir ışığın yanmasını bunun için istemezler.

Ve bunun için ışığa üfler, ocak söndürürler.

Niyetlerini perdelemek maksadıyla da yangın tehlikesinden söz açarlar.

(…)

Kardan adamlar baştan, omuzdan, koldan erimeye başlar.

Suları son direniş olarak biraz aşağılarda yeniden donduğu için başları küçüldükçe, omuzları düştükçe, kolları inceldikçe, karınları büyür elleri uzar…

Seyre değer bir karikatür olurlar.

Kardan adamların yüreği çelikten olacak değil ya o da kardandır.

Kardan adamlar kendilerini anıt sanırlar.

Öyle muntazam görünürler ve öyle muazzamdırlar.

Bir tanesini alıp şöyle büyücek bir kazana attınız mı, azametinden kalan şeyin ancak, iki avuç su olduğunu görürsünüz.

Onların o kocaman kalıplarının cevheri bundan ibarettir.

(…)

Kardan adamlar hayatlarını soğuk dalgasına borçludurlar.

Kardan adamlar, kendilerinden gayrı herkesin ve her şeyin hayatı güneşle mümkün olduğundan başkaları için hayat hakkı tanımazlar.

Kardan adamlar yerlerinden kımıldamazlar. Ve kardan oldukları için kımıldamazlar.

Onlar itmek, sarsmak, dürtmek lazımdır.

Asıllarını unuturlar. Eriyip şu memleketin sularına dönecekleri saati ölüm saati olarak bilirler.

Bazı yerlerde kış sonlarına doğru, karı tabuta koyup cemaatle götürür, karın cenaze alayını yaparlarmış.

*

Dostlarım;

Siz kardan adamları nefesinizle eritmeye çalışacak kadar nazik davrandınız.

Ne gezer onlarda nefesten anlayacak kadar hassasiyet!

Onlar ki kardan yaratılmışlardır. … Asalet ve üstünlük iddiaları kardan gelir.

Yaz günleri yaklaşırken, kardan adamlar, korkudan altını ıslatan çocuklara dönerler.

***

Bu yazıdan ne anlam çıkaracağınızı bilmem… Zannedersem, herkes, çevresinde bu tür insanların olduğunu müstehzi bir tebessümle anlayacaktır.

Bu yazı 1950 yılında, Demokrat Parti karşısında seçimleri kaybetmemek için iktidarın bütün olanaklarını kullanan CHP’ liler için yazılmıştır. (AY Mahlası ile) Demokrat Adana Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

75 yıl geçti, bugün bu yazı hala güncelliğini korumaktadır.

Taraflar ve yöntemler değişti, ancak siyasetin körlüğü ile körleştirilmiş siyasiler değişmedi.

Güzel ülkem ve nefesiyle var olmaya çalışan halkımdan başka zarar gören yok.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.