Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Bir Taş, Kırk Akıllı ve Sessiz Kalabalık

WhatsApp Image 2026-03-30 at 16.56.42

Ortadoğu’da bugün olanlara bakınca insanın aklına ister istemez eski bir söz geliyor: “Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.” Fakat artık mesele bu kadar basit değil. Kuyu tek bir yer değil, taş tek bir elden çıkmış gibi görünmüyor. Ve belki de en çarpıcısı, o “kırk akıllının” gerçekten o taşı çıkarmak isteyip istemediği sorusu.

Çünkü ortada herkesin gördüğü ama kimsenin değiştiremediği bir gerçek var: Savaş devam ediyor.

Savaş artık sadece savaş değil. Haber başlıklarına sıkışan, grafiklere dökülen, sayılarla anlatılan bir sürece dönüşmüş durumda. Oysa o sayıların arkasında her gün yeniden dağılan hayatlar var. Buna rağmen dünya garip bir şekilde bu duruma alışmış gibi. Herkes bakıyor ama kimse gerçekten görmüyor.

Bir yanda bombalar, diğer yanda açıklamalar…

Bir yanda yıkılan şehirler, diğer yanda diplomatik cümleler…

Sanki iki ayrı gerçeklik var ve bunlar hiç kesişmiyor. Kelimeler giderek daha dikkatli seçiliyor ama hayatlar o kadar dikkatli korunmuyor.

Ortadoğu’daki savaşın etkileri çoktan bölgesel olmaktan çıkmış durumda. Enerji fiyatlarından göç hareketlerine, uluslararası ilişkilerden iç politikalara kadar her alanda dalga dalga yayılıyor. Herkes bu etkinin farkında. Herkes sonuçları görüyor. Ama buna rağmen asıl soruya pek kimse dönüp bakmıyor:

Bu taş neden hâlâ kuyuda?

Belki de sorun tam burada başlıyor. Çünkü mesele yalnızca taşın neden atıldığı değil, neden çıkarılmadığı. Büyük güçler hesap yapıyor, dengeler kuruluyor, stratejiler konuşuluyor. Herkes bir şey söylüyor ama sonuç değişmiyor. Sanki herkes kuyunun başında durmuş, birbirine bakıyor ama kimse gerçekten elini uzatmıyor.

İroni de burada derinleşiyor.

Herkes kendini “akıllı” taraf olarak görüyor. Herkes çözümden bahsediyor. Hiç kimse açıkça savaşın devam etmesini savunmuyor. Ama sonuç değişmiyor: savaş sürüyor. Bu da kaçınılmaz bir soruyu beraberinde getiriyor:

Eğer herkes karşıysa, bu savaş nasıl hâlâ devam ediyor?

Belki de cevap rahatsız edici derecede basit:

Karşı olmak, durdurmak anlamına gelmiyor.

Üzülmek, değiştirmek anlamına gelmiyor.

İzlemek ise hiçbir zaman sorumluluk almak anlamına gelmiyor.

Dünya, büyük bir kalabalık gibi. Herkes kuyunun etrafında toplanmış, içeri bakıyor. Kimi üzgün, kimi öfkeli, kimi sadece meraklı. Tepkiler var, açıklamalar var, güçlü cümleler var… ama çoğu kuyunun başında yankılanıp geri dönüyor.

Bu arada değişmeyen tek şey var:

İnsanlar hayatlarını kaybediyor, şehirler yıkılıyor, çocuklar büyüyemeden büyümek zorunda kalıyor.

Belki de en rahatsız edici olan, bu durumun giderek “normal” gibi algılanması. Savaş sürerken, başka yerlerde hayat aynı şekilde devam ediyor. İnsanlar sabah işe gidiyor, kahve içiyor, planlar yapıyor. Ve bir yerde birileri hayatta kalmaya çalışırken, başka bir yerde hayat hiç değişmemiş gibi akıyor.

Sonunda ortaya şu tablo çıkıyor:

Bir kuyu var. İçinde bir taş.

Etrafında toplanmış kalabalık bir dünya…

Herkes farkında.

Herkes konuşuyor.

Herkes akıllı.

Ama taş hâlâ orada.

Ve belki de asıl sorun artık kimsenin o taşı çıkarabileceğine değil…

Çıkarılması gerektiğine gerçekten inanmaması.

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.