Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Varoluşsal Yorgunluk

Varoluşsal Yorgunluk_ Zehra Sürmeli’nin Köşesi 27.10.2026

Bir zamanlar insanlar bedenleriyle yorulurdu.

Tarlada çalışan köylü, fabrikada çalışan işçi, bütün gün ayakta duran esnaf ya da kilometrelerce yol yürüyen insan akşam eve geldiğinde kaslarının ağrısından, bedeninin bitkinliğinden söz ederdi. Yorgunluk somuttu; hissedilir, görülür ve çoğu zaman dinlenerek geçerdi.

Bugün ise bambaşka bir yorgunluk çağında yaşıyoruz. İnsanlar artık daha az hareket ediyor ama daha fazla tükeniyor. Çünkü çağımızın yorgunluğu bedende değil, zihinde ve ruhta birikiyor.

DÜNYANIN YÜKÜNÜ CEBİMİZDE TAŞIYORUZ

Sabah uyandığımız andan itibaren görünmez bir bilgi bombardımanının içine düşüyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan savaş, ekonomik kriz, doğal afet, cinayet, skandal ya da siyasi gerilim birkaç saniye içinde telefon ekranımıza ulaşıyor.

İnsan zihni binlerce yıl boyunca yaşadığı köyün, mahallenin ve yakın çevresinin sorunlarıyla baş etmek üzere evrimleşti. Oysa bugün dünyanın yükünü cebimizde taşıyoruz. Bir yanda savaşlar... Bir yanda ekonomik kaygılar... Bir yanda toplumsal gerilimler... Bir yanda kişisel sorunlarımız...

Zihnimiz hiç kapanmayan bir haber kanalına dönüşmüş durumda. Bu nedenle birçok insan farkında olmadan sürekli alarm hâlinde yaşıyor. Ancak bizi yoran yalnızca haberler değil. Sürekli seçim yapmak zorunda kalmak da insanı tüketiyor.

SEÇENEKLER ARTTIKÇA ZİHİNSEL YÜK BÜYÜYOR

Eskiden hayat daha sınırlı seçenekler sunuyordu. Bugün ise hangi mesleği seçeceğimizden hangi telefonu kullanacağımıza, hangi görüşü savunacağımızdan hangi yaşam tarzını benimseyeceğimize kadar her konuda karar vermek zorundayız.

Özgürlük arttı ama zihinsel yük de arttı. Her seçenek yeni bir kaygıyı beraberinde getirdi. Ya yanlış seçiyorsam? Ya daha iyisi varsa? Ya fırsatı kaçırıyorsam?

Modern insan yalnızca seçim yapmıyor; yaptığı seçimin doğruluğunu da sürekli sorguluyor.

GÖRÜNMEZ BİR SAHNEDE KENDİNİ KANITLAMAK

Bir başka görünmez yük ise kendini kanıtlama zorunluluğu... Sanki herkes görünmez bir sahnede yaşıyor. Başarılı olduğunu göstermelisin. Mutlu olduğunu göstermelisin. Üretken olduğunu göstermelisin. Güçlü olduğunu göstermelisin.

Sosyal medya bu baskıyı daha da görünür hâle getirdi. İnsanlar artık hayatlarını yaşamaktan çok, hayatlarının nasıl göründüğüyle ilgileniyor. Oysa sürekli performans sergilemek zorunda hisseden bir ruh, zamanla yorulur. Çünkü insan makine değildir. Ve makineye dönüştürülmeye çalışılan her insanın ruhunda bir aşınma başlar.

BİTMEYEN YETİŞME TELAŞI

Bir de bitmeyen yetişme telaşı var. Mesajlara yetiş. Haberlere yetiş. Toplantılara yetiş. Trendlere yetiş. Gündeme yetiş. Hayata yetiş.

Ne kadar hızlanırsak hızlanalım, yetişemediğimiz hissi peşimizi bırakmıyor. Modern insanın trajedisi tam da burada başlıyor.

Eskiden insanlar yorulduklarında dinlenebiliyordu. Bugün ise dinlenirken bile zihnimiz çalışmaya devam ediyor. Telefon elimizde... Bildirimler açık... Dikkatimiz parçalanmış... Bedenimiz koltukta otururken zihnimiz hâlâ koşuyor.

İNSAN ANLAM DUYGUSUYLA DA YAŞAR

Bu yüzden birçok insanın yaşadığı şey aslında yorgunluk değil; tükenmişliğin sessiz bir biçimidir. Çünkü insan yalnızca kaslarıyla değil, anlam duygusuyla da yaşar.

Hayat anlamını kaybetmeye başladığında, başarılar tat vermemeye başladığında, ilişkiler yüzeyselleştiğinde ve insan kendisiyle baş başa kalmayı unuttuğunda ortaya çıkan şey yalnızca stres değildir. Bu, varoluşsal bir yorgunluktur.

Belki de çağımızın en büyük sorunu insanların çok çalışması değil; çok fazla şeye maruz kalmasıdır.

Çok fazla bilgiye... Çok fazla karşılaştırmaya... Çok fazla beklentiye... Çok fazla gürültüye...

KAYBETTİĞİMİZ İÇ SESSİZLİĞİ YENİDEN BULMAK

Ve belki de iyileşmenin ilk adımı daha fazlasını yapmak değil, biraz yavaşlamaktır. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey yeni bir hedef değil, kaybettiği iç sessizliği yeniden bulmaktır.

Yorgunluğumuzun sebebi yalnızca yaşadıklarımız değil; zihnimizin ve ruhumuzun taşımak zorunda bırakıldığı görünmez yüklerdir.

Ve bazı yükler, bedenden çok ruhu yorar.

 

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.