Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

TAVUK FİRMALARI- KADIN KURULUŞLARI VE MANDA TEZEĞİ…

SEDAT MEMİLİ

Köylülerimizi Atatürk’ün dediği gibi üretimin efendisi yapalım; uluslararası şirketlerin müşterisi değil.

 Böylesine uzun başlık olur mu? Konu uzun olunca, başlık da uzun olabilir.

Peki ya bunların birbiriyle ne ilgisi var? İşte onu anlatacağız efendim.

Türkiye’nin sayılı tavuk firmalarına kayyum atandı. Hem de çok erdemli nedenler ileri sürülerek… Ben o erdemlere saygılıyım, ama inanmadım. Çünkü bu gerekçeler samimi olsaydı, önce kırmızı et konusu merceğe alınırdı. Kırmızı ette soygun ekonomisi serbest, beyaz ette üretim ekonomisi gözaltında…

Bu bence bir samimiyetsizlik…

Devletin fiyatları denetlemesine eyvallah… Ancak yetkisini, özellikle yabancı şirketler adına kullanmasına da itirazım var.

Hikâye şu:

Maalesef memleketimizde bazı sektörler pıtrak gibi çoğaldı. Kadın ve erkek güzellik salonları, kedi köpek mama satıcıları, talih oyunu bayileri, ithal kahve satan kafeler, hamburger kafeteryaları, spor salonları ve diyet uzmanları…

Niğde patatesini 10 liraya satın almayanlar, nereden geldiği, nerede nasıl piştiği belli olmayan ambalaj içinde 100 gram pişmiş patatese 100 lira vermeyi akıllılık sandı.

Caddelerde dolaşırken sabah vakitlerinde kutular içinde- kimin tarafından denetlendiğini bilmediğim - köfte, hamburger etini indirilirken görüyorum. Tırlarla yurda gelip, kamyonlarda dağıtılan…

Bu etler tamamen sağlıklı da tavuk eti mi zehirli?

TAVUK KÜMESLERİ KADIN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR

Ülkemizde köylerde bulunan tavuk kümeslerinin çoğuna kadınlar bakar. Kendince kurnaz erkek, tek başına tavuk kümesine bakamayacağı için işçi çalıştırmak zorunda kalır. Çoğu kümes ev ile bitişiktir. Yabancının çalışması istenmez, bu kez ev hanımı devreye girer. Tavuklara kendisi bakar, gecesini gündüzüne katar, karşılığında da kazancı alır. Köylü kadınlarımız tavuk kümesleri sayesinde ekonomik özgürlüğün tadını alırlar.

Bu arada 1990’lı yıllarda tavuk üreticilerine kilo veya adet başına prim verilirdi. İşte o primleri de kadın alırdı… Kadın!

Bir evde tavuk kümesi var ve o kümese kadın bakıyorsa orada istikrar ve düzen vardır. Dışarıdaki işleri erkek yaparken, kadın ekonomiyi denetim altında tutar.

Kadın kızını oğlunu everir, ihtiyaçlarını alır, okuyanların giderini vs karşılar.

 Sayın Kadın kuruluşları!

Eğer kadınlara özgürlük istiyorsanız, bu kayyum kararlarına karşı köylü kadınlarının yanında olun, inanın İstanbul Sözleşmesi’nin yanında olmanız kadar etki yapar. Hatta daha da fazlası…

Tavuk kümesleri köylü kadının ekonomik özgürlüğünün sembolüdür. Bunu kaptırmayın.

MANDA TEZEĞİ BUNUN NERESİNDE?

Adana özelinde söylüyorum; Ülkemiz / Şehrimiz, kıtalararası kavşak yolları üzerinde kuruludur. Biri Hindistan’da hapşırsa, Adana’da yaşayan nezle olur. Bir kişi Mısır’da terlerse, Adanalı sırtına şişe çeker.

Bu nedenle şehrimiz başta kolera olmak üzere salgınlardan kurtulamamıştır.

1895’li yıllarda yaşananları saymıyorum, en yıkıcı salgın 1865 yılında yaşanmıştır. O yıllarda Adana’da 2 doktor ve 2 – 3 tane de eczacı var. Birkaç tanede sağlıktan anlayan kimse… Hepsi de gayri müslimdi. Bir tane Müslüman sağlıkçımız yoktu. Doktor ile sağlıkçılar, kolera başlar başlamaz Adana’yı terk ederler.  Türkçe meali; kaçarlar. Adana, adı salgın olan Azrail’i ile baş başa kalır.

Halk çaresiz, sabah işe vedalaşarak gidiliyor, sabah mezarı kazan kişi akşam içine gömülüyor. Böyle bir ortamda söylenti yayılır: “Manda tezeği koleraya iyi gelir.” Hatta kullanım şekli de yayılır: “Kömürde yakacaksın, kokusunu içine çekeceksin…” Tezek bir anda amber kokulu şifaya dönüşür.

Manda tezeği karaborsaya düşer. Satanların tamamı da yine gayri müslimlerdi. Saimbeyli’den katırlarla manda tezeği getirtilir. Halk son parasını da manda tezeğine verir.

O salgında Adana vilayeti genelinde yüz bin kişinin öldüğü ifade edilir.

MANDA TEZEĞİNE MUHTAÇ OLMAK

Arkadaşlar, yurtdışından gelen pişmiş ürünlere bakıp, hayvancılık sektörü ile oynamayın. Köylülerimizi, çayırlarımızda, bayırlarımız ve ovalarımızda hayvan yetiştirmeye teşvik edelim.

Bırakın tavuk yetiştirelim. Koyun, keçi, manda yetiştirelim.

Erdemli gerekçeler ileri sürerek, halkın geçim kaynakları ile oynamayalım…

Sektör, milyonlarca insanı istihdam ediyor.

Gıda ürünleri bağımsız olmayan ülkenin bağımsız olması düşünülemez.

160 yıl önce bize koklattıklarını biliyorduk: Manda tezeği… İnanın şimdi ne yediğimizi bile bilmeyiz.

Köylülerimizi Atatürk’ün dediği gibi üretimin efendisi yapalım; uluslararası şirketlerin müşterisi değil.

 

 

 

 

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.