Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

O TÜRK’TÜ AĞLAMAYA DEĞMEZ…

sedat memili-yazar

Madem fikirlerin değil şahısların peşine takılacaktık Padişahlığı neden yıktık?

Peşinden gideceğimiz padişah vardı zaten (!)

12 Eylül öncesi; anarşi almış başını gidiyor… Gençlerimiz tek tek düşerken Avrupa, Türkiye’nin birliğini dinamitleme derdindeydi.

Buradan kaçıp bir Avrupa devletine sığınan, ülkemin itibarını ne kadar düşürürse o kadar itibar görüyor, o kadar destek Alıyor, o kadar sığınmacı kamplarında yaşamaya hak kazanıyordu.

Yeter ki, sınırı geçmiş olsun… Sınırı geçince, atış serbest.

O dönem aramızda sıkça anlattığımız bir fıkra vardı:

*

Bir Türk ailesi, büyük bir ırmaktan oluşan sınıra geliyor. Irmağın karşı kıyısı Avrupa. Oraya geçen artık Alman oluyor. Ama akıntı çok…

Baba suya bir atlar, kolaylıkla karşı kıyıya geçer; Alman olmuştur artık.

Sonra anne… Biraz zorlansa da o da yüzerek geçmeyi başarır.

Büyük çocuk, boğulma tehlikesine rağmen karşıya geçer… O da paçayı kurtarır. Almadır artık.

Ailenin en küçüğü, suya atlar, garibim karşıya geçemez, çırpınarak can verir…

Anne, başlar dövünüp ağlamaya…

Baba, ciddi… Yüzünde en küçük bir üzüntüden eser yok. Karısına kızar;

“Ne ağlayıp duruyorsun? O Türk’tü, ağlamaya değmez…”

Evet o sınırı geçememişti. Türk olarak öldü.

*

Güzel kardeşlerim CHP’den istifa ediyor, Tanrım! Ondan sonra ne ithamlar.

“25 yıldır üyesi olduğum partiden ayrıldım; yuvama döndüm…”

“Şurada şu görev, burada bu görevde bulunduğum yuvamdan ayrıldım, şimdi mutluyum…”

Bir anda bir milyondan fazla insan birkaç gün içinde istifa ediyor; ama kayıt yaptırdığı partinin henüz tüzüğü yok…

Giden kalana hakaret ediyor; kalan da gidene…

Düne kadar bütün varlığını adadığı partisinden istifa edince, karşı kıyıya geçen baba gibi duygusuzlaşıyor.

Giden de duygusuzlaşıyor, kalan da… Kalanlarla gidenler kendi aralarında;

“ne üzülüyorsun ya, o falanca partidendi; üzülmeye değmez…”

Siz bir ömrü, üzülmeye değmeyen ve bir anda terk edebileceğiniz amaçlar uğruna mı harcadınız?

E, bu kararınız da yanlışsa?

TUHAFLIK

Bir sabah uyandık, partiden bir milyona yakın insan istifa etti… Öteki parti için.

Öteki partinin tüzüğü henüz yok iken…

Bu muhterem arkadaşlar, neden şikâyet ettiler de öteki partiye geçtiler…

Hepsi de bilmem kaç yıllık, şu görevi yapmış, şu olmuş, bu olmuş…

Demek sen de görevini yapmamışsın…

Öteki partiyi kuranlar, kaçtıkları partinin de başındaydı. Bakın bakalım kurucular, kaç yıllık milletvekili? Ve tüzük ortaya çıkıyor, hiçbir fark yok… Terk edilen partinin tüzüğünün kopyala / yapıştır hali…

Bu size hiç tuhaf gelmiyor mu?

*

NAÇİZANE TAVSİYEM…

CHP’li deyince, aklın ve bilimin yolunu takip eden insan olduğunu anlarım.

“Beni Görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir… Benim fikirlerimi, duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir…” Bu kadar ya…

Vazgeçtik, bütün yaşam biçiminizle Atatürkçü olmanızdan… Bari bu görüşe saygı gösterin.

Kalan gidene; giden, kalana hakaret ediyor. Dışarıdan bakıldığında hiç yakışmıyor. Hiç.

Bunca enerji, fikirleri bir kenara atıp, şahısların peşine takılmak için miydi?

Mademki fikirleri bırakıp, şahısların peşinden gidilecekti, o halde neden padişahlık yönetimini yıktık?

Peşinden gideceğimiz hazır padişahımız vardı zaten?

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.