Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

BAHARLA DANS…

sedat memili baharla dans

 “Bir kere oturup benimle sohbet edemedi. Ölüm, hem adil hem kalleşsin” 

Öyle ağlıyordu genç kız.

Henüz iki saat önce ölmüş ve soğumaya yüz tutan babasının ölü bedenine bakarak..

“Bir kere, kızım akşama ne istiyorsun? diyemedi. Oysa beni sevdiğini, güneş bakışlı gözlerinden anlardım.”

Baba, uzun yıllar önce tanıdığım bir dilsizdi. Gerçekten güneş bakışlıydı.

Kızını çok severdi. Ama hiçbir zaman “seni seviyorum” diyemedi.

Kızın yüreğini yakan da, babasının bu duyguyu hiç tadamadan ölmesiydi.

Babasının ölümünden çok, kaçırılmış ve yaşanmamış duygular için ağlıyordu.

Ölümü kalleş kılan da yaşanmamış duygularla yüzleşmek değil mi?

Yarına ertelediğimiz, yaşam kıyısına teğet geçtiğimiz olaylar toplamı değil mi ki ölümü çekilmez kılan.

Yaşamak bu sabah karşılaştığım şekilsiz bulutların dansıyla bütünleşmek,

Kaldırımda amacını yitirmiş insanla omuz omuza gelmek...

Yaşamak, gereksiz yere klakson çalan insana birlikte tepki göstermek, ortak kaygıların arasından ortak amaçlar üretmek...

Ödenmemiş çeklerin, vergi yüklerinin, dayatılmış sorunlara bir tebessüm, sıcak bir gülücükle karşı koymak...

Nazım’ın dediği gibi, “Esir olabilirsin ama teslim olmadan”

Yaşamak bu değil de nedir?

Bu yaşam bizi kaçırılmamış duyguların tadıyla beslediği için, ölüm gelse ne yazar?

“Dağlarına bahar geliyor memleketimin

Haberin var mı?”

Eğer haberin yoksa yaşamdan da haberin yok demektir.

Sen, seni, kımıldayan, hareket eden ve bir müşteri boyutuna indiren sisteme yaşamını kurban ederken, ben memleketimin dağlarında baharla kucaklaşacağım.

Sen yaşanmamış ve kaçırılmış duygularla yüzleştiğinde ölüm korkusuyla yaşarken, ben, yüzümde donan bir tebessümle ölüm ile kol kola ölüm ile barışık yaşayacağım.

Sohbet edeceğim... Sevdiğimi söyleyeceğim belki de nefret ettiğimi...

Ne yaşama kulluk edeceğim ne de ölüme...

Yaşamın da ölümün de efendisi olacağım.

Geride kalan sevdiklerim, kaçırdığım duygular için ağlamayacaklar...

Ben o ölü halimle bile, memleketimin dağlarındaki baharla dans etmiş olacağım.

Şekilsiz bulutların gösterisinde, rüzgârın söylediği türkülerle...

Bu fısıltılı türküleri, ne bombardıman uçaklarının kulakları sağır eden sesleri bastırabilir ne de ithal edilmiş yöneticilerin akortsuz demeçleri. Onların hükmü, yine kendilerinin yaratmış olduğu cebimdeki, dolara endeksli paraya geçer.

Dağlarımın baharlarına, karına, bulutuna, ağaçların türküsüne sözü geçmez. Onlar banka hesapları ve bomba destekli kararları ile yaşamımı zehir etmeyi planlarken, ben dağlarımda baharla dans ediyor olacağım.

Beni yaşamdan alabilirler, ama öldüremezler.

Yalnızım ama asla tek başıma değilim.

Ben milyonlarcayım.

Senin gibi... Onun gibi... Onlar gibi...

 

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.