
Tedavi süreçlerinde; hastane koridorlarında, kamusal alanlarda ne denli büyük zorluklar yaşandığına bizzat, içim acıyarak şahit oldum. Yatağa ve başkasına bağımlı bir insanın karşı karşıya kaldığı o hantal bürokratik engeller ve toplumsal duyarsızlık, modern ve medeni bir toplum iddiasıyla asla bağdaşmamaktadır.
Bugün ise, tüm işimi gücümü bir kenara bırakıp büyük bir onurla, adeta ahiret sermayem bilerek baktığım %85 engelli annemin mihmandarlığı bana bu satırları yazdırıyor, bu toplumsal sorumluluğu omuzlarıma yüklüyor. Şunu net olarak koyalım: Engelli bir anneye veya babaya hizmet etmek bir yük değil; bir evlat için şereftir, insani bir vecibe ve ebedi bir kazançtır. Toplum olarak meseleye tam da bu pencereden bakmayı öğrenmek zorundayız.
Zihniyet Dünyamızda Reform Şart!
Açık konuşalım; bizim toplum olarak zihniyet dünyamızda köklü bir reforma ihtiyacımız var. Bu iş yalnızca farkındalık günlerinde süslü cümleler kurmakla olmaz. İlkokul sıralarından başlayarak üniversite çağına, hatta aile içi eğitim programlarına kadar geniş bir yelpazede "Engelli Hakları ve Doğru Bakış Açısı Eğitimi" zorunlu kılınmalıdır. İnsanoğlu, ancak kendisi bir engelle karşılaştığında ya da ailesinden biri bu imtihandan geçtiğinde gerçeği fark ediyor. Bu bir toplumsal körlüktür. Hakka ve hukuka riayet etmek için illa başımıza bir musibet gelmesini mi beklemeliyiz?
Unutmayalım ki, sadece bir saniye sonrası meçhul olan bu hayatta, bir kaza veya hastalık neticesinde engelli bir birey haline dönüşmemiz an meselesidir. İşte bu yüzden; sokakta, ulaşımda, hastanede, parkta ve hayatın aktığı her alanda engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştırmak lütuf değil, asli bir insani görevdir.
Kul Hakkı Rampaları ve Hastane Kuyrukları
Gündelik hayatta kul hakkının adeta çiğnendiği o fütursuz anlara dikkat çekmek istiyorum. Aracını hiç düşünmeden, umursamazca engelli kaldırım rampalarının önüne park edenler... Sizler, sadece bir arabayı oraya bırakmıyorsunuz; görme engelli ya da tekerlekli sandalyedeki bir kardeşimizin hakkını, hukukunu, emniyetini işgal ediyor, düpedüz kul hakkına giriyorsunuz!
Keza hastanelerde, bankalarda ve kamu kurumlarında engelli sıralarını sabırsızca gasp edenler de aynı büyük vebalin altındadır.
Buradan özellikle hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza seslenmek istiyorum: Hastane sıralarında bekleyen engelli vatandaşlarımızın durumunu lütfen büyük bir hassasiyetle gözetin. İlk sıra, pozitif ayrımcılık gereği ve insani bir öncelik olarak her zaman onlarındır, onların olmalıdır. Unutmayın, o masaların ardındaki sizler de birer engelli adayısınız.
Kısıtlamaları Kaldırın, Önlerini Açın!
Madalyonun bir de ekonomik ve sosyal boyutu var. Kamu kurumlarının ve özel sektörün engelli istihdam kotalarını artık sembolik rakamlardan sıyrılıp, gerçekçi istihdam hamlelerine dönüştürmesi şarttır. Bununla birlikte, var olan engelli hakları budanmamalı, aksine daha da genişletilmelidir.
Örneğin, engelli raporuyla araç alım sürecindeki o anlamsız bürokratik kısıtlamalar, "şunu alabilirsin, bunu alamazsın" tarzı dayatmalar tamamen ortadan kalkmalıdır. Bırakın, o zaten zorlu olan yaşam mücadelesinde engelli kardeşimiz dilediği aracı, dilediği markayı seçsin; bu dünyada onun da yüzü gülsün, o da özgürlüğün tadını doyasıya çıkarsın. Çok mu şey istiyoruz?
Sosyal ve kültürel entegrasyon için engelli bireylere yönelik sanatsal, kültürel ve sportif eğitimler artırılmalı; devlet eliyle sinema, tiyatro ve seyahat organizasyonları güçlü şekilde teşvik edilmelidir. Hatta kutsal topraklara özlem duyan engelli vatandaşlarımızın Hac ve Ümre ibadetlerini kolaylıkla yerine getirebilmeleri için özel, korunaklı organizasyonlar kurulmalı ve sahiplenilmelidir.
Dahası; bürokraside, siyasette, yönetim kademelerinde engelli bireylerin önü sonuna kadar açılmalıdır. Bu ülkeye belediye başkanı, milletvekili, bürokrat olmalarının önündeki gizli barajlar yıkılmalı, onlara alan tanınmalı ve rehberlik edilmelidir.
Bizler bugün onların dünyadaki yolunu açarsak, inanıyorum ki Yüce Allah da bizim dünya ve ahiret yollarımızı açacaktır.
Zihniyetlerdeki engelleri kaldırdığımız, adaleti ve vicdanı sokaklara taşıdığımız gün, gerçekten medeni bir toplum olacağız.
Saygılarımla...
YUSUF YETİŞ

