
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 25 Mart 2026 tarihinde gönderdiği bir yazı ile engelli bireylerin ÖTV muafiyetli araç alımına ilişkin uygulamada önemli bir değişiklik yaşandı. Yeni uygulamaya göre engelli sağlık kurulu rapor oranı % 90’ın altında olan bireylerin ÖTV muafiyeti kapsamında araç alım işlemleri vergi daireleri tarafından durduruldu.
Kararın, Anayasa Mahkemesi’nin 2025 yılında verdiği ve ÖTV Kanunu’ndaki bazı hükümleri iptal eden kararının yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkan hukuki boşluk nedeniyle uygulandığı ifade ediliyor. Söz konusu iptal kararı 26 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe girdiği için, özellikle özel tertibatlı araç alımıyla ilgili düzenlemenin uygulanamaz hale geldiği belirtiliyor.
Bu gelişmeyle birlikte, yıllardır yürürlükte olan ve % 40 ile % 89 arasında engel oranına sahip vatandaşların özel tertibatlı araçları ÖTV’siz satın alabilmesine imkân tanıyan uygulama fiilen durmuş oldu.

ENGELLİ VATANDAŞLAR TEPKİLİ
Kararın duyulmasının ardından engelli dernekleri ve sosyal medyada birçok kişi tepki gösterdi. Eleştirilerin merkezinde ise şu soru var:
Devlet engellilerin araç alımına mı göz dikti?
Muhalif çevrelere göre mesele sadece hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda sosyal devlet anlayışını da ilgilendiren bir konu. Engelli bireylerin büyük bölümü için araç, lüks bir tüketim değil; günlük hayatı sürdürebilmek için bir zorunluluk.
Özellikle % 90’ın altında engelli raporuna sahip ortopedik engelliler, araçlarını bizzat kullanabildikleri için bugüne kadar özel tertibatlı araçları ÖTV muafiyeti ile satın alabiliyordu. Bu araçlar çoğu zaman bireyin işe gitmesini, hastaneye ulaşmasını ve bağımsız yaşayabilmesini sağlayan tek ulaşım aracı olarak görülüyor.
Eleştiriler ise oldukça sert:
“Kasada para bitti de sıra engellilere mi geldi?”
“Sosyal devlet anlayışı bu mu?”
“Devlet, en kırılgan kesimin kazanılmış hakkını mı geri alıyor?”
“Engellilerin Hareket Özgürlüğü Kısıtlanıyor”
Uzmanlara göre Türkiye’de toplu taşıma ve şehir altyapısı hâlâ birçok engelli için yeterince erişilebilir değil. Bu nedenle araç sahibi olmak engelli bireyler için çoğu zaman bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor.
Muhalif görüşe göre bu karar, engellilerin bağımsız yaşam hakkını, hareket özgürlüğünü, ekonomik hayata katılımını dolaylı olarak sınırlayabilir.

HUKUKİ BOŞLUK MU, YENİ UYGULAMA MI?
Resmi açıklamalara göre uygulamanın nedeni Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesiyle ortaya çıkan yasal boşluk. Yani kanunda yeni bir düzenleme yapılana kadar vergi daireleri işlem yapamıyor.
Ancak kamuoyunda şu soru soruluyor:
Meclis bu boşluğu neden önceden doldurmadı?
Engelli hakları savunucuları, yeni bir yasal düzenleme yapılırken % 40 ve üzeri engelli bireylerin ÖTV muafiyetli araç alabilme hakkının korunması gerektiğini savunuyor.
Gözler Yeni Düzenlemede
Şimdi gözler TBMM’de yapılabilecek yeni düzenlemelere çevrilmiş durumda. Engelli örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, engelli bireylerin araç alımına ilişkin haklarının korunması ve uygulamanın yeniden başlatılması için çağrı yapıyor. Ancak kamuoyundaki tartışma şimdiden büyümüş durumda.
Çünkü birçok kişiye göre bu mesele sadece bir vergi düzenlemesi değil; sosyal devletin en kırılgan vatandaşlarına nasıl yaklaştığının bir göstergesi.

