Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

İnsan Kalmak: Dijital Çağda Bir Direniş

WhatsApp Image 2026-01-26 at 15.46.50

Sinyal güçlü. Bağ zayıf. “Peki insan kalmak için hangi ağa bağlanmalıyız?”

Bir sabah uyanıyorsun.

Elinde telefon, gözünde ekran.

Bildirimler sıraya girmiş: algoritma seni tanıyor, alışkanlıklarını ezberlemiş, zaaflarını çözmüş.

Ama kimse “Günaydın” demiyor. Çünkü kimse gerçekten orada değil.

Ekranlarımız parlıyor, yüzlerimiz sönük.

Herkes görünür, kimse temas edilebilir değil.

Herkes paylaşıyor, kimse var olmuyor.

Kimin nerede olduğu belli,

Ama kimsenin kim olduğu değil.

Artık insan, kendini yaşamak yerine kendini sunuyor.

Deneyimlemiyor, sergiliyor.

Hissetmiyor, performans gösteriyor.

Bağlantılar arttı.

İletişim öldü.

Duygular Artık Veri Formatında

Öfke bir gönderi,

Mutluluk bir hikâye,

Yas bir sessizlik algoritması.

Bir emojiyle seviliyoruz,

Bir beğeniyle varlık kazanıyoruz,

Bir “görüldü” ile yok sayılıyoruz.

Gerçek bir “Nasılsın?” sorusu artık rahatsız edici geliyor, çünkü cevap vermek zaman ister, düşünmek ister, dürüstlük ister.

Ve bu çağda en kıt kaynak zaman değil, samimiyettir.

Dijital Görünürlük, Varoluşun Yerini Aldı

Her şey ortada.

Ama hiçbir şey derin değil.

İnsan artık iç dünyasıyla değil, profil düzeniyle değerlendiriliyor.

Kim olduğunu değil, nasıl göründüğünü optimize ediyorsun.

Yapay zekâ duyguyu simüle ediyor, insan ise duygudan sistematik biçimde kaçıyor.

Rol değişti:

Makine insan gibi olmaya çalışıyor.

İnsan makine gibi yaşamaya zorlanıyor.

Makineleşen İnsan, Susturulan Kaos

Dakiklik.

Verimlilik.

Performans.

Algoritmik doğruluk.

Bunlar artık erdem değil, zorunluluk.

Oysa insan: Yanlış anlar; Geç kalır; Çelişir; Susar; Taşar; Dağılır

Ve tam da bu yüzden insandır.

Ama biz artık bu kusurları törpülüyoruz.

Çünkü kusur sistemde hata demektir.

Çünkü hata görünürlüğü azaltır.

Çünkü hata algoritmaya uygun değildir.

İnsan kalmak, bugün şunu göze almaktır:

Verimsiz görünmeyi.

Parlak görünmemeyi.

Optimize edilmemeyi.

İnsan Kalmak Bir Konfor Değil, Bir Risk

İnsan kalmak:

Bildirimleri değil, sessizliği seçmektir.

Tepkiyi değil, düşünmeyi seçmektir.

Hızlı cevapları değil, dürüst cevapları seçmektir.

Sistem hız ister. İnsanlık yavaşlık ister.

Sistem ölçülebilirlik ister. İnsanlık belirsizlik ister.

Ve bu yüzden insanlık, bu çağda uyumsuz bir varoluş biçimidir.

Sonuç: İnsan Kalmak Bir Direniş Biçimidir

Teknoloji problem değil.

Problem, insanın kendini teknolojinin mantığına göre yeniden şekillendirmesi.

İnsan kalmak; kaçmak değil, reddetmek değil, ama kaybolmamayı başarmaktır.

Çünkü hiçbir “görüldü” bildirimi bir bakışın taşıdığı anlamı üretemez.

Hiçbir algoritma gerçek bir sessizliği anlayamaz.

Hiçbir yapay zekâ bir insanın iç çatışmasının ağırlığını taşıyamaz.

Ve belki de tek umut şudur:

Makine ne kadar gelişirse gelişsin, insan hâlâ hissedebilen tek varlıktır.

Soru şu:

Bu yeteneği kullanmaya devam edecek miyiz, yoksa onu da sessizce devre dışı mı bırakacağız?

 

 

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.