Advert

VİCDANIMIZIN SESİNİ DİNLEMEK

Gecenin bilmem hangi vakti? Telefonum gecenin sessizliğini yırtarcasına çalıyor. Telefonun ucunda ağlamaklı bir kadın sesi. Karşılık vermeden dinliyorum ve o yürekleri dağlayan acısını anlatıyor:

VİCDANIMIZIN SESİNİ DİNLEMEK
Bu içerik 235 kez okundu.
Advert

   Lütfen, birileri de korkmadan gazetecilik yapsın da yaşamın içindeki gerçekleri yazsın. Gökyüzünü görenler için zaman çabuk geçebilir ama aralıksız 3 gün uykusuz görevinin başında olup da 4’üncü gün FETÖ suçlamasıyla silahı elinden alınan eşimin haklarını kim savunacak? Ağlayan gözlerin hesabını kim verecek? FETÖ’yle ilgisi olmayan ve mağdur edilen onca günahsız insanın eşleri ve çocukları da FETÖ’cü muamelesi görüyor. Yolda görenler bırakın selam vermeyi, kaldırım değiştiriyor. Herkes bizlerden kaçıyor. Kemalistler FETÖ terör örgütüyle ilişkilendirilerek memurluktan atılıyor, ihraç ediliyor. Hükümet suçluların cezasını kessin ama kesilen bu cezanın faturasını çocuklar çekmesin! Bu ülkede onuruyla, şerefiyle suçluyu suçsuzu ayıracak, adalet mekanizmasını işletecek hiç mi adam kalmadı? Yalnızız… Yoksuluz… Çaresiziz…

 

İsmi bende saklı olan hanımefendiye cevap veremedim. Uyuyamadım da, sabahı zor ettim. 80 askeri darbesinde yaşadığımız sıkıyönetim dönemlerinde bile kişi hak ve hürriyetlerinin iki dudak arasına sıkıştırıldığına bugünkü gibi hiç şahit olmadım.

 

Bu acıların yaşanmasına sebep olanlar elbet bu yanlışlarından dönüp adalet mekanizmasını işleteceklerdir. Umudumu yitirmek istemiyorum. Ama bu süreçte yargı önünde aklanacak isimlerin kaybettikleri yıllarının bedelini kim ödeyecek? Eşlerinin çocuklarının karartılan gelecekleri ne tür uygulamalarla aydınlatılabilecek?...

 

Şu an ihtiyacımız olan tek şey vicdanımızın sesini dinlemek. Vicdanımızı kaybettiğimiz anda insanlığımızı da kaybedeceğimiz unutulmamalıdır.

 

Bakınız Saygı Öztürk, bugünkü yazısında olanları nasıl yazmış:

 

BU İNSANLAR EKMEĞE MUHTAÇ HALE GETİRİLİYOR

 

Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete'de isimleri yayımlananların sayısı 60 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.

 

Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ'cü olduğuna kimse inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada görevden alınıyor.

 

ÖNCE ŞÖYLE BİR YAZI GELİYOR

 

Bürokraside kişiler hakkında inceleme-soruşturma yapılıyorsa, kendilerine kapalı bir zarf içinde ilgili konu yazılır. Eskiden zarfın rengi sarıya yakın olduğu için beyaz zarfla da götürseniz, o zarf için “sarı zarf” denilir. Böyle bir zarf bürokraside durumun kötü olduğunu gösterir.

 

Zarfı açıyorsunuz. İçinden kırmızı damgalı “Gizli” kayıtlı bir yazı çıkıyor. Herkese aynı yazı gittiği için yazıda adınızı yazmaya gerek bile duymuyorlar. Yazıda şöyle deniliyor:

 

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı, ilişkili ve destek içinde olduğu şüphesi bulunan personel hakkında soruşturma açılması ve bu süre içerisinde görevlerinden uzaklaştırmalarına karar verilmiştir.”Bundan sonraki süreçte savunmasının alınması gerekiyor ama hak getire… Çoğunun savunması bile alınmadan kamu görevinden çıkarılıyor. Şu günlerde memurlar birbirlerini arıyor, “Yerinde misin, senin için bir şey var mı?”

 

EMEKLİLİĞİNİ BİLE ÖNLÜYORLAR

 

Emekliliği hak edenlerin aslında ayrılmalarında bir engel yok. Ancak günümüzde buna Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile engel çıkardılar. Ayrılmak isteyenlere “Hayır, soruşturmalar bitmeden ayrılamazsınız” deniliyor. 65 yaşını dolduranın bile ayrılmasına izin vermiyorlar. Kamudaki görevine son verildiği zaman o kişi her şeyini kaybetmiş oluyor. Oysa yasalarda emekliliği hak edenlere emekli maaşı bağlanması, tazminatının ödenmesi gerekiyor. Gerekiyor da derdinizi kime anlatacaksınız. Aslında bu düzenlemeler, KHK ile yapılacak işler değil…

 

AÇLIĞA MAHKÛM EDİLENLER…

 

Kamu görevinden çıkarılmakla kalınmıyor. Hakkında adli soruşturma yürütülenlerin maaşına, mal varlıklarına bloke konuluyor. Görevlerine son verilenlerin önemli bir bölümü Bank Asya'ya para yatırmakla suçlanıyor. Çocuğunu gönderdiği kursun ya da okulun hesabı Bank Asya'daysa velisi ne yapsın? Ayrıca banka, okul, dershane devletin gözetim ve denetimi altında değil miydi?

 

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Fethullahçıları 2014 yılında terör örgütü olarak kabul etti. Bu tarihten önce bankaya para yatıran, çocuğunu kursa, okula gönderen AKP'liler yok mu? Halen büyükşehir belediye başkanlığı görevinde bulunanlardan bazıları çocuklarını cemaatin hangi okullarında okutmuş, hangi dershanelerine göndermişler hepsi biliniyor. Onlara bir şey yok gariban memura vur Allah vur…

 

Meslekten çıkarılanlardan haklarında adli soruşturma başlatılanların meslekleri de ellerinden alınıyor. Örneğin kamuda avukatlık yapan mesleğinden atıldığında bir daha avukatlık yapamayacak. Peki bu insanın ailesi, çocukları yok mu? Ne iş yapacak, nasıl geçinecek? Çocuğunu okula nasıl gönderecek, ev kirasını, yakıtını, servis parasını nasıl karşılayacak? Daha vahimi karı-kocanın ikisinin atıldığına ilişkin sayısız örnek var.

 

DAVA AÇABİLECEKLER AMA…

 

Kamu görevinden çıkarılanların dava açma hakkı var. Ancak acaba adil yargılanma hakları var mı? Çünkü yargılanmadan, mahkeme kararı olmadan bu kişiler FETÖ'cü olduğu gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarıldığına göre; hangi mahkeme bu kişilerin lehinde karar verebilecek? Avukatlar arasında da bu davalar için istenen rakamlar hayli yüksek…

 

Mahkeme kararıyla mahkûmiyeti sabit olmayanlar, sanki örgüte üyeymiş gibi memuriyet görevinden çıkarılıyor. Yasalara göre, KHK'nın en kısa sürede TBMM'de ele alınıp yasalaşması gerekiyor. Ama, hükümetin böyle bir niyeti yok gibi gözüküyor. Hatta KHK'yı da çok sevdiler. Darbe girişimi şimdi “fırsat” gibi kullanılıyor. Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması kalkınca, KHK ortadan kalkmıyor. Bunun yasalaşması gerekiyor. Tabii kiTBMM'de görüşülmesi sırasında bazı değişiklikler de yapılabilir. İnanın, şu andaki tabloya bakarsanız, yıllarca devlete hizmet etmiş insanların durumu Suriyelilerden bile beter… Devlet, gerçekten FETÖ'cü olan ile olmayanları ayırmak için daha özenli davranmak, haksızlık yapmamak zorunda…

 
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı