Advert

1 BBP’liye 7 polis düştü

BBP Manavgat İlçe Teşkilat başkan ve yöneticileri liderleri merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili işleyen hukuki sürecin takipsizlikle sonuçlanması nedeniyle Adalet Sarayı önüne siyah çelenk bıraktı. Protesto eylemi eşzamanlı olarak Türkiye’nin her

1 BBP’liye 7 polis düştü
Bu içerik 124 kez okundu.
Advert

Adalet arıyoruz yazılı siyah çelenk polisin izin vermemesi nedeniyle Adalet Sarayı’nın önündeki ağacın dibine konuldu ve basın açıklaması burada yapıldı. BBP yöneticileri ellerindeki siyah çelenkle geldiklerinde basın açıklamasını adalet sarayının önünde yapmak istedi. Ancak polis buna izin vermedi. 7 kişilik BBP yöneticilerine karşın çok sayıda polisin adliye önünde görevlendirildiği görüldü. Neredeyse her bir BBP’liye 7 polisin düştüğü protesto eyleminde her iki tarafın iyi niyetiyle arbede yaşanmadan basın açıklaması adliye sarayının önündeki kaldırımda yapıldı.  Basın açıklamasından sonra grup polislere teşekkür ederek alandan ayrıldı.

 

BBP Manavgat İlçe Başkanı Mehmet Çayır’ın basın açıklaması Şöyle:

 

“Maalesef terör hadiselerinin yaşandığı bu günlerde, Büyük Birlik Camiası olarak bizim acımız dün itibariyle ikiye katlanmış durumdadır!

 

Malumunuz, 25 Mart 2009’da, Çağlayancerit’ten Kayseri Erkilet’e oradan Yozgat Yer köyüne giderken, Göksun Kızılöz Köyü ile Şahin Kayası Sisne Obası arasındaki Keş dağları KarayakupTepesi’nde bindikleri helikopterin kırıma uğratılması sonucu Muhsin Başkanımız ve arkadaşlarımız şehit olmuşlardı.

 

Dün itibariyle; dâhili ve harici imkânsızlıklara ve yalnız bırakılmamıza rağmen, şehitlerimizin aileleri ve camiamızla birlikte yürüttüğümüz hukuki süreçle alakalı karar maalesef takipsizlikle neticelendirilmiştir.

 

Ne hazin bir fırsatçılıktır ki… Ne kadar manidardır ki… Bu takipsizlik kararı; elim bir terör olayının şokunun yaşandığı ve bu bahaneyle ulusal medyaya sansür ve sınırlamaların getirildiği, internetin yavaşlatılmasıyla özgür sosyal medyanın devre dışı bırakılmaya çalışıldığı bir günde, onca hengâmenin yaşandığı bir zaman dilimi içerisinde, kamuoyuyla paylaşıldı!

 

 

KUSUR, İHMAL VE KASIT VAR

 

Hatırlarsınız… Bu elim olay taa en başından yani vukuundan itibaren sert hava şartları ve pilotaj hatası kaynaklı basit bir havacılık kazası gibi kamuoyuna takdim edilmişti… Hatta bu istikamette daha sonra uyduruk olduğunu ispatladığımız kaza kırım raporları hazırlanmıştı… Tıpkı şimdi verilen takipsizlik kararındaki hükmün gerekçesinde olduğu gibi…

 

Lakin ilerleyen zamanlarda Büyük Birlik Partisi ve şehit liderimizin ve şehit olan kardeşlerimizin aileleri ile onca imkânsızlık ve engellere rağmen bu elim olayı idari ve adli tüm ilgili ‘resmi’ kurumlarla muhatap etmeyi başardık. Bu gayretler neticesinde, tesadüflere bağlanamayacak derecede olağan üstü birçok olumsuzluklar ve ‘derin kuşku’ oluşturan bilgiler peyderpey dava dosyasına sokularak ‘delillendirilmeye’ başlandı…  

 

Kamuoyunun da hayret ve kuşkuyla takip ettiği bu süreç içerisindeki; kusur, ihmal ve kasıtlar peş peşe ortaya çıkarılmaya başlandı.

 

Helikopterin ne şekilde kırıma uğradığı, sonrasında oluşturulan bilgi kirlilikleri, müthiş teknolojik imkânlara rağmen enkaza ulaşılamaması(!), rezil bir şekilde yürütülen arama kurtarma safhasının aslında ‘örgütlü’ bir “AramaMA- KurtarmaMA” süreci olduğu, ulaşılamayan olay yerine aslında olayın hemen akabinde ulaşıldığı gibi nice gerçek; istihbari, inzibati, teknik bilgiler ışığında yüzlerce bilgi ve delille birlikte dava dosyasına girdi.

 

Öyle ki; Cumhuriyet tarihinin fail-i meçhuller mezarlığına gömülmüş ‘siyasi suikastlar’ başlığı altında değerlendirilen diğer vakalar içinde, sahip olduğu bilgi ve belge açısından vuzuha kavuşmaya en müsait dosya olan “Muhsin Yazıcıoğlu Dosyası” ile alakalı çok önemli noktalara ulaşıldı.

 

İşte ne olduysa bundan sonra oldu!

 

‘Muhsin Yazıcıoğlu Dava Dosyası’ bu hacme ve boyuta eriştikten sonra, başta siyasi iktidar olmak üzere, sorumlu tüm resmi kurumlar, bu davaya olan 'ilgi' ve ‘hassasiyetlerini’ kaybetmeye başladılar!

Dava sürecindeki ihmal kusur ve kasıtların üstlerine başlarına bulaşmaya başlamasından aşırı rahatsız olan bir kesim siyasi ve bürokratik kapasite, dosyanın biran önce kapatılmasıyla ilgili gayretler içine girmeye başlandı. Dava sürecine ve davayı takip eden yürüten kişilere müdahaleler iyice arttı. Dava süreci sulandırılmaya ve suni gündemlere, bir takım iç kavgalara, çatışmalara, tezgâhlara, tertiplere malzeme yapılmaya çalışıldı.

 

Şu anda bu müdahaleler konusunda fazla detaya girmeyeceğiz… Fakat çok yakın zamanda, bu dava sürecinin akamete uğratılması adına devreye sokulan siyasi ve idari müdahaleleri, failleriyle birlikte tafsilatlı bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağız.

 

ŞÜPHELER KARARTILDI

 

Netice itibariyle Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının şehadetiyle sonuçlanan olayın suikast ve sabotaj olduğu yönündeki ‘kuvvetli şüpheler’in üzeri karartılarak ve ‘şüpheliler’ AKlanarak dava dosyası hakkında takipsizlik kararı verildi.

 

2014 yılında da bu dava dosyasına ‘takipsizlik’ kararı verilmişti. Lakin biz bu duruma itiraz etmiş, o dönemde itiraza bakan Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına müracaat etmiştik. Bu mahkeme verilen takipsizliği usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırmış davanın devamına hükmetmişti…

 

Yine 15 günlük yasal sürecin sonunda Kahramanmaraş Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine itirazımızı yapacağız. Ve inanıyoruz ki yanlış hesap Bağdat’tan dönecektir. Biz inanıyoruz ki hala bu ülkede vicdanı ile karar verecek hâkimler vardır.

 

HUKUK GÜVENLİĞİ BÜYÜK YARA ALDI

 

Her türlü kirliliği ve her türlü gayri meşruluğu tolere etmek atmak adına, idari ve hukuki açıdan ‘hesap verebilirliği’ yani ‘denetimi’ devre dışa bırakan iktidar Partisi; gelinen aşamada hukuk devletinin ön şartlarından biri olan ‘hukuk güvenliği’ ilkesi ile ‘bireylerin hukukî güvenliği’ ilkesine ağrı hasarlar vermiştir.

 

Hukuk kaidelerinde sık sık değişiklikler yaparak, hukukî istikrarı yok eden kurallar koyarak ve en nihayetinde hukuka gayri ahlaki ve vicdani şekilde müdahale ederek; ‘wwwkratik Hukuk Sistemi büyük yara almıştır.

 

YİĞİTLER BİR GÜN, KORKAKLAR HER GÜN ÖLÜR

 

Buradan bu davaya takipsizlik kararı verenlere, dosyanın üzerine beton dökmeye çalışanlara en gür seda ile sesleniyorum: “Yiğitler bir gün, korkaklar her gün ölür.”

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Konyaaltı Belediyesi barınağında 233 yeni doğum
Konyaaltı Belediyesi barınağında 233 yeni doğum
Asfaltta Muratpaşa imzası
Asfaltta Muratpaşa imzası