Advert

HACI İMAM HÜSEYİN VURAL

Kocaman bir aile imparatorluğunun kuruluşunun trajik öyküsüdür İmam Hüseyin’in yaşam hikâyesi. Mustafa Kemal Atatürk’ten 3 yıl sonra 1884 yılında dünyaya gelmiş, savaşların vahşetini, acısını, yokluğu ve yoksunluğu hücrelerinin her zerresinde birebir yaşa

HACI İMAM HÜSEYİN VURAL
Bu içerik 137 kez okundu.
Advert

Şayet dünyadaki bu gelişmelerden kendimizi soyutlarsak o dönemde yaşayanların hangi zor koşullar altında yaşamla mücadele ettiklerini kavramakta zorluk çekeriz. Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarına yayılan geniş bir alan üzerinde meydana gelen kuraklık, sel, deprem, yangın, çekirge istilası ve kıtlık ortamına neden olan afet türünün imparatorluğu etkilememesi düşünülemez. 18. Yüzyılın sonları ve 19. Yüzyılın başlangıcı olan bu yıllar toplumların dönüşümünün ayrıca hız kazandığı yıllardır.

 

İmparatorlukta ve devamında neler yaşanmıştı?

Bulgar, Makedonya ve Anadolu’da Ermeni ihtilal çeteleri faaliyetlerini arttırdı.

Girit isyanının alevlenmesi. ( Manavgat coğrafyasında Rum ailelerin azda olsa yaşadığı biliniyor)

 

Osmanlı Yunan savaşı, Yemen isyanlarının başlaması, 2. Meşrutiyetin ilanı, Adana’da Ermenilerin ayaklanması, 1. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı, 1. Ve 2. İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Muhaberesi, Cumhuriyetin ilanı, 2. Dünya Savaşı ve bu büyük olayların beraberinde getirdiği çete savaşları ile bölünmeler, parçalanmalar…

 

1973 yılında 89 yaşında ebediyete uğurladığımız İmam Hüseyin, zor yılların zorlu coğrafyasında direnerek hayatta kalmış ve o kocaman yüreğiyle bugün herkesin sevgi ve saygıyla bahsettiği bir ailenin temelini atmıştır.

 

Köylerin tarihi Manavgat’tan eskidir

 

Manavgat’ın kuruluş tarihiyle ona bağlı olan köylerinin tarihlerini araştırdığımızda, Manavgat’ın kuruluş tarihinin köylerinden daha yeni olduğunu görürüz. Manavgat’ın bugün kurulduğu alan sazlık ve bataklıktır. Birçok kimse sazlıklarla ve kumullarla örtülmüş bu bölgenin altında ırmak yatağı olduğunu ve de aktığını bilmez. Daha sonraki arkeolojik çalışmalarda Selçuklular döneminde eski zindan denilen alanda ırmağın her iki yakasını birleştirmek için köprü ayaklarının yapılmış olduğu ortaya çıktı.

 

Hapanalı Mustafa Şahin (DEDE)

 

Bir tesadüf sonucu keşfedilen bu köprü ayakları belki de Manavgat’ın talihini değiştirecek ve yerleşim alanları genişleyecek idi. Manavgat’ın kurucu ailelerinden, “Hapana” lakaplı Mustafa Şahin avlanırken köpeğinin ısrarla eşelemesi sonucu Manavgat’ın kurulduğu bu alanda bir ırmak olduğunu görür. Bugün Yukarı Pazarcı Mahallesi denilen bu bölgeye sazlardan bir ev inşa eder.  Sazlıklarda yetişen kamışlardan yapılan bu evler, ‘Çardak’ ya da ‘Kulübe’ olarak adlandırılır. Hapanalı Mustafa Şahin’i diğer ailelerde takip eder ve inşa ettikleri çardaklarla yerleşik düzene geçerler. Yerleşik düzene geçiş bir bakıma Manavgat’ın kuruluşunun tarihiyle özdeşleşir ve nüfusta azda olsa bir artış sağlanır.

 

 

Anne tarafı Hacıali

Baba tarafı Aksaz Köyü

 

İmam Hüseyin günün kendi koşulları içerisinde üç kez evlenmiş iki eşi ve çocuklarıyla mutlu bir yaşam sürmüş. İlk evliliğinden çocuğu olmadığı ve eşinin vefat etmesinden dolayı annesinin zorlamasıyla ikinci evliliği yaptığı söylenir.  Ailenin geldiği köyler ise, Hacıaliköy ile Aksaz köyleridir. İmam Hüseyin’in anne tarafı Hacıali köy, baba tarafı ise Aksaz köyündendir. İmam Hüseyin’in bir eşi Arıkan Sülalesi’nden, diğer eşi ise Geyikoğulları’ndandır. Ölen ilk hanımı ise Hocalıköylü Bekir Hocanın halasıydı.

 

 

Havva Kadın oğlunu babasız büyüttü

 

İmam Hüseyin baba sevgisini hiç tatmadı. Havva kadın oğluna hamileyken cepheden kocasının şehit olduğu haberi geldi. Toprakları işgal edilmiş bir imparatorluğun çöküşü ve ülkenin her bir yanında baş gösteren ayaklanmalar, sefalet, kıtlık ve salgın hastalıkların kol gezdiği bir ortamda Havva kadın oğlunu dünyaya getirdi. İnsanın yaşamak zorunda olduğu sosyal ve doğal şartların zorluklarında ana-oğul hayata tutundu. Havva kadın otoriter, çalışkan ve de ticari zekâsı gelişmiş tam bir Osmanlı kadınıydı. Berberoğulları’nın Manavgat’taki ticaretine rakip olarak atıldığı ticaret hayatını evinden yaparak sürdürüyordu. Bu durum da İmamlar Ailesi’nin Manavgat’ın ikinci ticaret erbabı olarak tarihte yer almasını sağladı.

 

 

 

Dönemin altını: Kesme Şeker

 

Dönemin gelir getiren en değerli ticari metası şeker idi. Kesme haline getirilerek dondurulan toz şekerler sandıklarda saklanırdı. Merkep üzerine heybe gibi oturtulan yük sandıklarına yüklenen kesme şekerler Manavgat’ın köylerinde değiş-tokuş usulü pazarlanırdı. Şeker karşılığı köylerden toplanan yumurta, çökelek ve peynirler deniz yoluyla (kayıkla) uzun süren yolculuk günlerinden sonra Antalya’ya getirilir ve burada paraya çevrilirdi. Para birimi ise Mecidiye idi.  Mecidiye değerleri ise 10, 5, 2, 1 kuruşluk ve 20’likti. Genç İmam Hüseyin’in gençlik yıllarında edindiği ticari tecrübe,  Antalya ve Manavgat’ın köylerinde geniş bir çevre edinmesini sağladığı gibi samimi ve kalıcı dostluklarında temelini atmasında ön ayak oldu. Gelecek yıllarda büyüyen ticaret hacmiyle İmam Hüseyin bu dostlukların yararını görecekti.

 

Modern tarımın öncü ailesi

 

Demir Köprü’nün hemen köşesinde Şenel Ailesi’ne ait olan binanın hemen altında ilk bakkal dükkanını açan İmam Hüseyin, iki eş ve dokuz çocukla A. Pazarcı Mahallesi’nde şuanda Şamil Saat’in olduğu yerde iki oda bir mutfak kagir bir evde de yaşamlarını sürdürüyorlardı. Orta yaşı biraz geçkin olanlar hatırlayacaklardır; İmam Hüseyin’in torunu Arap Mustafa lakaplı Mustafa Yılmaz uzun süre dede mesleğini bu evin altındaki işyerinde sürdürdü.

 

Bakkal değil sanki AVM idi

 

Aile, daha sonra yumurta ticaretine susam gibi tahılları da ilave ederek Antalya’ya götürüp sattı. Bakkal dükkânında ise günümüzde AVM diye nitelendirebileceğimiz her türlü ürünü bulmak mümkündü. İmam Hüseyin, artan aile nüfusu ilk doğan çocuklarının büyümesi üzerine ekim yaptığı tarlalarını ortağa verip ticarete odaklandı. Önce öküz ve sabanla yapılan tarım, daha sonra oğulları tarafından 1950 Marshall yardımından sonra modern bir biçimde traktörlerle yapıldı. Berberoğlları ile birlikte Manavgat’a modern anlamda tarımı getiren ve pamuk ekimine başlayan bir ailedir, İmamlar Ailesi.

 

 

 

Hayatımın yönünü değiştiren tokat

 

Oğul Altunay Vural ise, “ Babam cömertti, ayrıca hayrı severdi. Ancak babamı iki kelimeyle tanımlayacak olursam; ‘çalışkan ve azimkârdı.’ Tüccarlık yaptığı dönemde Manavgat’ta bir ya da 2 dükkân vardı. Bütün köylüler babamdan alışveriş ederdi. Köylü hasadını topladıktan sonra hesaplar görülürdü. Bu konuda müsamahakardı. Alacak için kimseyi üzmezdi ama hakkını da kimseye yedirmezdi. Kul hakkına çok saygılıydı. Bir elin verdiğini diğer el görmemeli diyerek fakir-fukaraya yiyecek-giyecek yardımı yapardı. Çalışkanlığı sayesinde çok saygın çevresi vardı. Antalya’da İmam Hüseyin ismi zikredildiğinde saygı duyarlardı. İsrafı sevmez tutumluydu. Ekim aylarında yağan yağmurlar neticesinde ıslanan kozaları israf etmez, damda kurutarak içindeki pamukları hep beraberce çıkarırdık. Merkez Caminin olduğu yer kapalı halk pazarı idi. Orada bir dükkânımız vardı. Manavgat’ta lise olmadığı için Antalya’da okuyordum. Yarıyıl tatilinde geldiğim zamanda babama dükkânda yardım ediyordum. Bir keresinde babam dükkânı bana bırakıp Cuma Namazı’na gitmişti. O yıllarda 8 köşeli kasketler yeni çıkmıştı ve yok satıyordu. Bir köylüye fiyatı bilmediğim için ederinden çok yüksek bir fiyata kasketi satmıştım. Mutluydum. Çünkü babamda benimle gurur duyacaktı. Babama söylediğimde suratıma okkalı bir Osmanlı tokadı patlattı. “Ben size dürüst olacaksınız demedim mi? Kul hakkı yemenin Allah katında günah olduğunu öğütlemedim mi?” diyerek kızmasını sürdürdü. Sonrasında beni önüne katarak Pazar yerinde kasket sattığım köylüyü aradık, bulduk ve benim fazladan aldığım parayı iade ettik. Bu örnekten sonra fazlada bir şey anlatmaya gerek yok sanırım! Ancak bir lise öğrencisi olarak büyükbaş hayvanların arkasından giderek tarlamızda gübre olarak kullanmak üzere tezek topladığım da çok olmuştur.” Sende bizlerle gurur duy babacığım oğulların, kızların, torunların ve damatların olarak bizler seni özlüyor ve seninle son nefesimize kadar gurur duyacağımızı bilmeni istiyoruz”

 

Selime Hatun Cami

 

Manavgat kurulduktan ve nüfus artınca dini vecibeleri yerine getirecek bir cami ihtiyacı doğmuştur. İmamoğulları, bugün restore edilerek modern hale getirilen Selime Hatun Camisi’ni yaptırır. Ancak camiye imam bulunamaz. Çakal Hafız denilen hocanın babası Konya’dan getirtilerek göreve başlatılır. İmam Hüseyin, Konya’dan getirilen bu M. Ali hocanın torunudur. İmam Hüseyin’in iki kardeşi vardır. O dönem Türkbeleni’nin adı Gavur Beleni olarak anılırdı. Bugünkü Y.Hisar Mahallesi’nde bir Rum Mezarlığı mevcuttu.

 

Gıpta edilecek anlayış ve uyum

 

İmam Hüseyin’in annesi öksüz kalan oğullarının evliliğinde gelin alırken yedi bayrak diktirmesi ile hatırlanır. Doğan ilk çocuğu kızdır ve Emine adını verir. İmam Hüseyin askere gider ve hastalanır. Bu hastalıktan dolayı cepheye gidemez ve Manavgat’a geri döner. İlk eşinden üç çocuk olur. Ancak eşi ve üç çocuğu bulaşıcı bir hastalık olan koleradan ölür. (Ailede çok sayıda doktor olmasının yaşanan bu acılarla bir ilgisi var mıdır? Şüphesiz bir etkisi ve yönlendirmesi olmuştur)  İmam Hüseyin ve annesi yapayalnız kalırlar. Askerden dönünce çocukları ve eşinin acısını yaşayan İmam Hüseyin yeniden evlenir. Bu eşinden önceleri çocuğu olmaz. Bu nedenle geçinemezler ve ikinci eşi ailesinin evine geri dönerTicaret için uzun bir sefere çıkmadan önce annesi oğlunu üçüncü kez evlendirir. Üçüncü eş Geyikoğulları’nın kızıdır, kocası savaşta öldüğü için duldur ve bir çocukla yaşamla cebelleşmektedir.  İmam Hüseyin’in üçüncü eşinden bugün 96 yaşında olan Emine Yılmaz, Manavgat halkının çok yakından tanıdığı işadamı Arap Mustafa ve Diş Hekimi Nuray Yıldırım’ın annesidir. İmam Hüseyin yine uzun bir ticari seferdeyken annesi hastalanır. Ölüm döşeğindeyken çocuğu olmadığı için evini terk eden ikinci eş helallik almak için kayınvalidesinin evine gelir. Gelinini ikna eden anne onun geri gitmesini istemez. Aynı evde örnek teşkil edecek şekilde hep birlikte son nefeslerine kadar mutlu ve bahtiyar yaşarlar. İkinci eş biri ölmek üzere dört, üçüncü eş ise beş çocuk verir İmam Hüseyin’e.

 

 

Berberoğulları’na silah çekti

 

İmam Hüseyin ve annesi ticaret yaparak birçok mülk edinir. Annenin Berberoğlu ailesinden bir yer aldığı söylenir. Ancak Berberoğulları bu yeri bir başkasına satar. O yıllar Manavgat Alanya’ya bağlıdır. İmam Hüseyin Berberoğulları’nın karşısına çıkarak haksızlığın giderilmesini ve parasını ödeyerek aldıkları yerin tapusunu vermelerini ister. İşin çıkmaza doğru gittiğini görünce de silahını çekerek konunun muhataplarını Alanya’ya götürür. Ancak konu mahkemeye yansır ve İmam Hüseyin davayı kaybeder. Adalete karşı güveni sarsılmıştır ama bu konuda fazlada yorum yapmaz. Ancak dostlarına Berberoğulları’nın Ankara’daki çevresinin ve aileden yakın bir akrabasının yargıda etkili olduğundan dert yanar.

 

Onurlu yaşadı, onurlu öldü

 

Yaşam insana verilmemiş, kiralanmıştır. Hacı İmam Hüseyin kiralanmış bu yaşamdan 1973 yılı Aralık ayının ikinci günü çok sevdiği, ibadetini eksik etmediği Tanrısı’na kavuştu. Geride ağlayan bir gökyüzü ve bir Manavgat bıraktı. Onurlu yaşadı. Onuruyla öldü. Ailesinden geriye kalanlar bugün onun yaşam felsefesinden aldıkları öğretiyle hem yaşıyor hem de yaşatıyorlar. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

 

 

 

 
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Konyaaltı Belediyesi barınağında 233 yeni doğum
Konyaaltı Belediyesi barınağında 233 yeni doğum
Asfaltta Muratpaşa imzası
Asfaltta Muratpaşa imzası