Advert

GENÇ YAZARLARLA EDEBİYATI KONUŞTUK

GENÇ YAZARLARLA EDEBİYATI KONUŞTUK
Bu içerik 257 kez okundu.
Advert

Çetin Kitap Evi gelecek vaat eden iki genç yazara kapılarını açtı. ‘Gözlük’ adlı romanıyla Koray Yersüren ile ‘Kore’deki Çatı Katımdan Sesleniyorum’ romanıyla Didem Duygu Demir imza gününde okuyucularıyla bir araya geldi.

‘Okumaya Vakit Ayırın’ sloganı ile Manavgat kültür yaşamına yıllardır destek verme gayreti içerisinde olan Çetin Kitap Evi genç yazarlar için saatler öncesinden hazırlık yaptı. Zaten belirli bir okuyucu kitlesine sahip genç yazarları karşılamak için yüzlerce hayranı da erken saatlerde Kitap Evi’nin önünde yerlerini alarak beklemeye başladı.

 

Genç yazarlara yoğun ilgi

Genç yazarlar tarihi köprünün basamaklarında göründüklerinde hayranlarının attığı çığlıklar, sesin titreşim hızından daha fazla gürültü çıkararak yürekleri deldi geçti. Bu sevgi selini görmemiz bizleri en azından edebiyatımızın geleceği açısından sevindirdi. Yaşları 15 ile 20 arasında değişen okur kitlesinin genç yazarlara gösterdiği ilgi en azından Kitap Evi’nin‘Okumaya vakit ayırın’ sloganıyla örtüşmesi Manavgat’ta okuyan bir kitlenin var olduğunu da bizlere hissettirmesi açısından önemliydi.

 

 

 

Çetin Kitap Evi: Devrim Çetin

Çetin Kitap Evi’nin işletmecisi Devrim Çetin’e burada hem teşekkür ederken hem de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Devrim Çetin’i Gabriel Garcia Marquez’in ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ romanındaki kitapçı Melquiades karakterine benzetirim. Melquiades, yaşadığı kentin yozlaşan sosyal yaşamına, artan suç olaylarına ve insanların sevgisizliklere karşı çıkmak gibi bir misyon üstlenerek insanları sürekli kitap okumaya teşvik eder. Küçücük kitapçı dükkânına insanları davet eder ve dünya klasiklerinden örnekleri beraberce okur tartışırlar. Melquiades’in yer yer bunalımlara girdiğini de okuruz kitapta. Para tüm değerlerin önüne geçmiş, insanlar sınıf atlamışlardır ama bilgisizlik ve kör cahillik at başı gitmeye başlamıştır. Melquiades, kent insanlarının bu ruhsal çöküntüsüne daha fazla dayanamaz ve kitaplarını kolileyerek başka kentlere yeni umutlara yelken açar. Romanın ana temalarından biri olan kitapçı dükkânını kapatan Melquiades’in kentten ayrılırken geldiği istasyonda beyinleri boş cüzdanları dolu insanların trenin en lüks kompartımanında yerlerini alırken kitaplarının hoyratça yük vagonuna yerleştirilmesini içerleyerek izlerken dudaklarından o ünlü cümle dökülür.

“İnsanlar birinci mevkide yolculuk ederken edebiyat üçüncü mevkide yolculuk ediyorsa dünyanın anası bellenmiş demektir.”

Dünyanın anası bellenmesin diye yaklaşık 30 yıldır bu uğurda uğraş veren Devrim Çetin ve işletmesi o yüzden önemlidir.

Hayranlarının yoğun ilgisi ve imza töreninden sonra dinlenme masasına geçen genç yazarlarla edebiyat üzerine kısa bir söyleyişi gerçekleştirdik. Koray ve Didem yüzlerine yansıyan heyecanlarını yer yer bastırarak sorularımıza içtenlikle yanıt verdiler. Sözü genç yazarlarımıza bırakalım:

 

Didem Duygu Demir:

Güney Kore’de yaşıyorum

* 26 yaşındayım. Güney Kore’de yaşıyorum. Türkiye’de muhasebe ve Maliye okuyup Güney Kore’ye yerleştim. Burada eğitimim devam ederken ayrıca iş hayatına da atıldım. Tercümanlık ve bir seyahat şirketinde tur operatörlüğü yapıyorum. Ayrıca da modellikte yapıyorum. 

 

Yalnızlık örgüsü içerisinde yazdım

* Yazma duygumun yabancı bir ülkede olmamla çok ilgisi var, çünkü orada yabancı olduğum için zorluklarla karşılaştığım zaman kendimi ifade edebileceğim bir ortamım, arkadaş grubum yoktu. Bende günlük aforizmalar denilebilecek düşüncelerimi yalnızlık örgüsü içerisinde bir facebook sayfasında yazmaya başladım. Genelde sıkıntılı dönemlerimin sonunda yazma başladım. O şekilde devam ederken baktım insanlarında ilgisini çekiyor. Birçok olumlu tepki aldıkça daha çok yazmak istedim ve bu sefer daha olumlu şeyler dökülmeye başladı kalemimden. Kore’deki Çatı Katımdan Sesleniyorum böylelikle doğdu.

 

Kitabımın Korece’ye çevrilmesini çok isterim

* Kore’den Türkiye’ye bakınca edebi anlamda sadece ses getirmiş ünlü yazarlarımız tanınıyor. Filmlerimizde aynı şekilde Türkçe altyazılı olarak yayınlanıyor sinemalarda. Yazmış olduğum kitabın Korece versiyonu için henüz öyle bir talep gelmedi ama eğer isterlerse seve seve yardımcı olur ve kitabın Korece’ye çevrilmesini ve de raflarda yer almasını çok isterim. Kitabım şuanda çok yeni. Kitap piyasaya çıktığı zaman ben Türkiye’deydim.  O yüzden Kore’deki edebiyatçılarla henüz bir görüşmem olmadı.

 

Dünya klasiklerini okuyorum

* Kitap okumaya çalışıyorum çünkü orada kitabı elde etmek uzaklıklardan dolayı çok zor. İnternet ortamında yazarlarımızı takip etmeye çalışıyorum. Dünya klasiklerini yeni ve yeniden okuyorum.

 

 

Koray Yersüren:

Önce kitap alıyordum şimdi imza günündeyim

* 24 yaşındayım. Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksek Okulu’ndan mezunum. Öğrencilik yıllarımda Devrim abinin yanına sıkça uğrar kitaplar alırdım. Bakın bugün imza günü için buradayım. Benim için bundan daha büyük bir mutluluk olur mu? Bu vesile ile de Devrim Bey’e ve Çetin Kitap Evi’ne teşekkür ederim.

 

Yazma duygusu dürter

* Yazmak denen duygu insanı sürekli dürter. Bu duyguların beni esir aldığı anlarda internette yazmaya başladım. O zamana kadar fazla sayıda takipçim de yoktu. Ben sadece yazmak istedim buda benim için bir rahatlama, terapi oldu sanırım.

 

Çocukken gözlük takmıyordum

* Çocukluk günlerimize döndüğümüzde bizlerle özleştirilen materyallerin kişiliğimizi nasıl şekillendirdiğini büyüme evresinde sıklıkla yaşarız. Gözlükte bu materyallerden biridir. Ama itiraf etmeliyim ki ben çocukken gözlük takmıyordum. O gizem sadece kitap için şekillendirilmiş bir kurguydu. Tabii ki kitapta anılarım, yaşanmışlıklarım, arkadaş ilişkilerimi yansıttığım anlar oldu. Hayal gücü çerçevesinde bir romanı istediğinizce kurgulayın kendi yaşantınızdan bir şey koymadığınız anda o kitap toplumun malı olmaz. Ben aslında kendimi anlatırken gördüğünüz gibi insanların ortak yaşamına dokunmuşum.

 

Orhan Pamuk ya da Ahmet Ümit değiliz

* İlk deneyimimiz mutlaka yanlışlarımızda olmuştur. Bizler büyürken yazılarımızda mutlaka evrenselleşecektir. Bizler bir Orhan Pamuk ya da Ahmet Ümit değiliz. Ancak gittiğimiz il ve ilçelerde gördüğümüz ilginin sorumluluğumuzu arttırdığı bilinciyle de yolun çok daha başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Umarım yıllar sonra bizlerde o çok sevdiğimiz edebiyatçı isimlerle birlikte anılırız.

 

 

 

Yazmak için okumayı öğreniyorum

* Emile Zola’nın birbirinin devamı olan iki ünlü sözü vardır. İlkinde ‘Yazar olmak istiyorsanız yazın’ der, ikincisinde de ‘ Yazmak için okumayı öğrenmek gerek’ der. Bizler şimdi ikinci şık üzerinde duruyoruz. Yani okumayı öğreniyoruz.

 

Esinlendiğim yazar: Paulo Coelho

* Etkilendiğim değil de esinlendiğim yazar diyelim. Paulo Coelho. Bundan sonra eğitimimi ABD’de sürdüreceğim. New York Film Akademi’sine kabul edildim.

 

Bu kez kör bir çocuk anlatacak

* İkinci kitabıma başladım. Konusunu kör bir çocuk karakter üzerine kurguladığımı söyleyebilirim. Engelsiz bir dünyada engelsiz ve özgürlükçü bir yaşam düşleyenlere armağan edeceğim kitabı. Aynı zamanda sesli kitap çalışmam var bir tane onu devam ettiriyorum. Görme engelliler için hayata geçirebilirsek oda çok güzel bir çalışma olacak.

 

 

Didem Duygu Demir:

Üçlü seri olacak

* Kore’deki Çatı Katımdan Sesleniyorum sevgi üzerine gerçeğe dayalı bir hikâye. Kitabı 3 seri olarak düşünüyorum. Şuan birincisi elinizde tuttuğunuz kitap. İkincisi şuana kadar yaşadıklarım ve üçüncüsü de neden sonuç ilişkilerine dayalı temalar olacak. Hiçbir şey durağan değil. Bu süreçte yaşamımdaki değişikliklerde üçüncü seride yer alacak.

 

Küçücük bir camdan dünyaya bakmak

* Kitabımın ismi yaşadığım dünyanın ruhumdaki yansımasıdır. Kore’deki evler çok küçüktür. Oturduğum evde bir çatı katından ibarettir. Zaten çocukluğumdan beri bir çatı katı hayalim vardı. Küçücük bir camdan büyük bir dünyaya bakmak. Ben o dünyayı çatı katındaki penceremden bakarak gördüm. Yaşadım ve yazdım.

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
AKP Kadın Kolları'ndan Sevgi Yolu Projesi
AKP Kadın Kolları'ndan Sevgi Yolu Projesi
Cildimizi kışın etkilerinden nasıl koruruz?
Cildimizi kışın etkilerinden nasıl koruruz?