Advert

Milli Bayramlar Niçin Önemlidir?

Bir toplumun tarihi seyri içinde önem atfettiği günleri kutlamak için tespit ettiği ve toplumun fertleri tarafından benimsenen özel günler bulunmaktadır.

Milli Bayramlar Niçin Önemlidir?
Bu içerik 71 kez okundu.
Advert

Tören veya bayram şeklinde anılan kutlamalar o toplumun ortak hatıralarından, geleneklerinden ve tabiatından doğmaktadır. Tören veya kutlamalara özellikle siyasal iktidarların kendi meşruiyetlerini teyit etmek için önem verdiği bilinmektedir. Bayram veya kutlamalar yapıldığı ülkenin yönetim biçiminin wwwkratik, otoriter veya totaliter oluşuna göre şekillenmekte, törene verilen önem rejimle halkın kaynaşmasını sağlamada bir araç olarak kullanılmaktadır. 

Bundan başka toplumsal dayanışma ve düzeni sağlamada ve sürdürmede, millî karakteri güçlendirmede ve halkın eğitilmesinde de törenlerin önemli bir yeri vardır. Türklerde bayram olgusu İslamiyet öncesi dönemde başlamış, Fransız ihtilali sonrası yayılan milliyetçilik fikri etrafında yeniden şekillenmiştir. Bütün toplumlarda olduğu gibi kutlanan bayramlar, Türklerin kültürel özellikleri, idari yapıları ve İslam kültürü etrafında biçimlenmiştir. Osmanlı Devleti’nin yenileşme çabaları doğrultusunda sadece devlet düzeni ile sınırlı kalmayan değişim isteği, toplumsal alanda da yeni bir değerler sisteminin oluşmasına yol açmış ve dini bayramlara ek olarak millî bayramlar, millî marşlar ve millî günler düzenlenmiştir.

Maddi getiriden ziyade manevi değeri olan Cumhuriyet

Cumhuriyet kutlamalarında yapılan vurgulardan ilki ve belki de üzerinde en çok durulanı, Cumhuriyet’in on yılda yarattığı değerlerin ortaya konmasıdır. Bu değerler hem maddi, hem manevi değerlerdir. Şüphesiz maddi alandaki gelişmeleri ortaya koymak kolaydır. Ancak Cumhuriyet’in temel nitelikleri, olmazsa olmazları, bu bağlamda gerçekleştirilen devrimler ve yeni ülkünün anlatılması ve benimsetilmesini sağlamak aynı şekilde kolay görünmemektedir. Bu anlamda maddi değerlerin ortaya konulmasından manevi alandaki değerlerin oluşturulması ve pekiştirilmesi için yararlanıldığını söylemek sanırız yanlış olmayacaktır. Daha hazırlıklara başlanırken son on yılda ülkede kaydedilen gelişmelerin envanterinin çıkarılarak ortaya konulmasının istenmesi hatta Cumhuriyet Rehberi olarak bunların daha sonra yayınlanacağının ifade edilmesi, Millî Mücadele ile verilen anti-emperyalist savaş sonrasında elde edilen siyasî zaferin iktisadi zaferlerle taçlandırılması isteğinde önemli bir mesafe kaydedildiği vurgusunun yapılmasıdır. Askerlik, Ziraat, Sanayi, Sağlık, Ekonomi, Ulaşım, Haberleşme gibi pek çok alanda gerçekleştirilen ilerlemenin içte ve dışta görünür kılınmasını sağlamak ve bu vesileyle rejime olan bağlılığı artırmak hedeflenmiştir. Sıkça eski dönemde yapılanlarla on yıl gibi kısa bir dönemde yapılanlar kıyaslanmış, örneğin altı buçuk asırlık Osmanlı Devleti’nin 94 köprüsüne karşılık on yılda 41 köprü yapıldığı veya 2000 km demiryolu inşa edildiği gibi vurgularla az zamanda yapılan büyük işlere atıf yapılmıştır.

Bayramda vurgusu yapılan diğer bir konu da modernleşme yolunda atılan adımların meyvelerinin toplanmaya başlandığının ifade edilmesidir. Batılı kıyafeti ile kullandığı harflerle, laik kanunları ile millet egemenliğinden hareketle başlattığı mücadele sonucu ulaştığı ulus devlet çizgisi ile yepyeni bir anlayışı ortaya koyan Cumhuriyet idaresi, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma konusundaki azim ve kararlılığının da altını çizmekteydi. Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı onuncu yıl konuşmasında bu söyleme vurgu yapılmıştır. Kutlamalar esnasında dikkati çeken diğer bir konu da halkın törenlere katılmasının sağlanması konusundaki yüksek hassasiyettir. Cumhuriyet Halk Fırkasının (CHF) Genel merkezi tarafından halkın yakalarına takılmak üzere 1 milyon altı oklu bayrağın dağıtılması, tayyarelerden üzerinde vecizeler bulunan 50 milyon adet kırmızı ve beyaz kâğıdın atılması, şehirlerin evlere ve köylere varıncaya kadar süslenmesine, ışıklandırılmasına özen gösterilmesi bu hassasiyete verilebilecek örneklerdir. CHF önderliğinde yapılan kutlama programı, halkın rejimin değerlerine olan bağlılığını pekiştirmek için önemli bir fırsat olarak görülmüştür. Duvarları süsleyen döviz ve levhalar, bayraklar, onuncu yıl marşı, okunan şiir ve destanlar, sergilenen tiyatro oyunları, radyo yayınları Cumhuriyet şuurunun uyandırılması için gösterilen gayretleri ifade etmektedir.

Dünya savaşından sonra saygıyı hak eden bir ülke

Onuncu yıl kutlamaları Türkiye’nin Lozan sonrasında on yılda kat ettiği mesafenin yabancı ülkeler tarafından da değerlendirilebileceği bir ortam olarak da görülmüştür. Sovyetler Birliği, Macaristan, Almanya ve Bulgaristan gibi ülkelerden heyetlerin gelmesi, bayramın pek çok ülkenin basın yayın organlarında övgü dolu sözlerle yer alması, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası konumunun güçlendirilmesi anlamına da gelmektedir. Yabancı gözüyle Türkiye dünya savaşından yenik çıkmasına rağmen saygıyı hak eden ve de örnek alınması gereken bir Millî Mücadele gerçekleştirmiş, sonrasında hayata geçirdiği reformlarla da Osmanlı’dan ve kafalardaki Türk imajından farklı bir toplum yaratmıştır. Barışın ihlal edildiği, silahlanmanın arttığı, Milletler Cemiyeti kararlarının uygulanmadığı bir dönemde uyguladığı barış eksenli dış politika ise takdir uyandırmaktadır ve Türkiye bölgesinde ve dünyada barışın teminatıdır. “Hasta Adam Osmanlı” yerine Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Genç Türkiye Cumhuriyeti büyük devlet olma yolunda ilerlemektedir. İşte bütün bunlar onuncu yıl kutlamaları aracılığıyla dünyanın ilgisinin Türkiye üzerine çekilmesini sağlama amacının başarıya ulaştığını göstermektedir. Nitekim on yıl içerisinde Türkiye’nin ulaştığı nokta Türkiye’yi ziyaret eden herkesi etkilemiş ve bu gelişmenin altı çizilerek Mustafa Kemal Atatürk’ün başarısı not edilmiştir.

 Bugünün CHP’si ne yapıyor?

 Bütün bunların dışında iç politika açısından gözlenen bir konu da Cumhuriyet Halk Fırkası’nın merkeziyetçi idare tarzının güçlendirilmesine ilişkin tavrıdır. Basında fırka ile devlet birbirinden ayrı unsurlar olarak görülmemekte, fırkanın çizgisi ile devletin çizgisi örtüşmektedir. Nitekim daha sonra bu bağlamda yapılan değişikliklerle bu örtüşme daha da güçlendirilmiş, 1937 yılında parti-devlet bütünleşmesi doğrultusunda Vali ve Belediye Başkanları, İçişleri Bakanı ve CHP Genel Sekreteri aynı kişilerden oluşmuştur. Onuncu yılda fırkanın altı oklu bayrağı sembol olarak kabul etmesi ve bayramda bunları halka dağıtması, CHF örgütlerinin kutlamalarda daha diri tutulması, halkevlerinden organizasyon esnasında faydalanılması, 30 Ekim tarihli Hâkimiyeti Milliye’de Başvekil İsmet İnönü’nün Kadrodergisinde yazdığı “Fırkamızın Devletçilik Vasfı” başlıklı yazısının ilk sayfadan verilmesi, tahmin edilen bütçenin üzerindeki masrafların pek çok yerde CHF bütçesinden karşılanması bu konuda verilebilecek örneklerdir.

Cumhuriyet eğlence değil

Milli bir şuur ’dur, idealdir.

Günümüzde iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelere rağmen, milli bayramların özellikle de Cumhuriyet bayramının kutlanması konusunda aynı ölçüde başarılı ve etkili bir manzara ile karşılaşılmadığı görülmektedir. Atatürk döneminde Cumhuriyet değerlerine gösterilen özen çok daha yüksek olmakla birlikte, bugün bu değerlerin büyük ölçüde Türk milletinin yaşam biçimi haline gelmesi sonucu kutlamalara katılım nispeten daha az olmaktadır. Diğer bir deyişle kutlamalar halkı eğitme ve yönlendirme konusundaki işlevini tamamlamıştır. Yine onuncu yıl esnasında yönetimin her türlü düzenlemeyi merkezden yaptığı devlet töreni programları, yerini eğlencenin de içinde yer aldığı modern tarzda kutlamalara bırakmaya başlamış, özellikle eğitim kurumlarında müzikli dans gösterileri eşliğinde bu kutlamalar farklı bir çizgiye yönelmiştir. 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
AKP Kadın Kolları'ndan Sevgi Yolu Projesi
AKP Kadın Kolları'ndan Sevgi Yolu Projesi
Cildimizi kışın etkilerinden nasıl koruruz?
Cildimizi kışın etkilerinden nasıl koruruz?