Advert

VEREN EL MERHAMETLİ YA ALAN EL?

Hıristiyan İnancının en belirgin özelliğinden biri “Günah Çıkarma”dır. İstediğin kadar günah işle, inandığın kiliseye gittiğin zaman, papaza günahlarını anlatırsın, Papaz seni “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” adına arındırır.

VEREN EL MERHAMETLİ YA ALAN EL?
Bu içerik 101 kez okundu.
Advert

Tarih içerisinde bu uygulama birçok din adamı tarafından suiistimal edilmiştir. En büyük Suiistimal ise “Endüljans Belgesi” olayı ile doruk noktasına çıkmıştır.

 

Çok basit anlatımla parasını veren günahlarından arınır ve cennete gider. Endüljans, cennetin, Papa tarafından onaylanmış tapusudur. Bu bir Katolik İnancı geleneğidir.  Ortaçağ’da İnancı paraya çevirme konusunda gözü dönmüş Kilise bu davranışının bedelini ayrışmayla ödemiştir. Bu uygulamanın yanlış olduğunu gören Martin Luther önderliğindeki Hıristiyanlar, Protestan Mezhebi’nin kuruluşuna neden olan ayaklanmayı başlatmıştır. (Protestan Mezhebi’nin Kuruluşuna Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptığı katkı konumuz dışı olduğundan burada söz edilmeyecektir.)

 

AYET SATMAK KATOLİK GELENEĞİDİR

 

Din, paraya tahvil edilince, tamir edilmez sosyal yaralara neden olmaktadır.

Bunları neden konu ediyoruz;

Son zamanlarda Camilerimiz önünde küçük küçük tezgâhlar üzerinde bir takım yayınlar satılmaya başlandı. Bu uygulama yıllardır vardı ama ölçülü bir şekildeydi. Kurumsallaşmış cami önlerinde küçük bir tezgâh, cüzi bir fiyatla, dini eser, tespih gibi malzemeler satardı.

Ama şimdi tabiri caizse konan tezgâhlar neredeyse ibadete gelen halkı bıktıracak düzeye gelmiştir.

Satılan eserlerin içerikleri hakkında bir şey söylemiyorum. Bunlar uygun mudur değil midir ayrı konu?

Esas konumuz, ibadete gelenlerin tabiri caiz ise “kaz yerine konup yolunması” konusudur.

Mükemmel inancımız olan İslam Dinimiz, “her zenginin servetinde fakirin de hakkının olduğunu” savunur. İnancın şartları arasında “Zekât” gibi bir kurumu yerleştiren başka inanç var mı bilmiyorum. Ben duymadım.

Malın varsa bunda fakirin de hakkı vardır diyerek “Zekât”ı şart gören mükemmel bir inancın fertleriyiz.

Ama hem dini sembolleri günah sayan bir inanç içerisinde olacağız hem de camilerimiz önünde bunları parayla satacağız. Bu kamuoyunda çelişki olarak algılanmakta ve rahatsızlık duyulmaktadır.

 

MÜSLÜMANA 1, HIRİSTİYANA 5 AVRO…

 

Konuyu bilen duyarlı bazı şahıslar şu görüşü ileri sürmektedirler: “Bakara Suresi’nin 16. Ayeti ‘İşte onlar, hidayete karşılık delaleti satın alanlardır. Ancak, onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girmemişlerdir.’Aynı surenin 41 ve 42 Ayetleri ise ‘…Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benden korkun. Hakkı bâtıl ile karıştırmayın, bilip dururken hakkı gizlemeyin’ demektedir.

 

Allah’ın Ayetleri’nin tablalarda, tezgâhlarda fütursuzca satışı birçok kesimden birçok insanı rahatsız ettiğini bildiren duyarlı yurttaşlar: “Böyle mekânlarda yapılan satışın dini inanıştan çok bu ticareti yapanların dünyevi arzularına hitap ettiğini söylemektedirler.

 

Kişi ve durumuna göre de farklı fiyatların talep edildiğini söyleyen yurttaşlar: “Bir yayının fiyatını soruyoruz, eğer bölgemizden biriyse yani Türk ise söz gelimi 1 TL fiyat isteniyorsa, talep eden eğer turist ise fiyat 3 - 5 TL oluyor. Bu davranışın ne dinle, ne hak ne de hukukla bir ilgisi yoktur.

 

Bu tip ticaretler dünyevileşmenin acı bir kanıtıdır. Dünyevileşmiş bu tip anlayışta kişinin dini, imanı kitabı “”şahsi çıkar temeli üzerine inşa edilir. Ortada, ayetlerin basılı olduğu kitap, risale, resimler, dillerde ise “Allah rızası, tebliğ, yetim hakkı, cihat, bereket, tekbir” gibi o dile yakışmayan ifadelerle rahatlıkla halkı sömürüyorlar.”

 

Manavgat Gerçek Gazetesi olarak kamuoyunu rahatsız eden ve dinimizi turistlere yanlış gösteren bu tip davranışları yetkililerin dikkatine sunmayı kamu görevi saymaktayız.

 

Umarız bu konuda gereken önlemler alınır.

 

Dini inancımız sadece çevresi duvarlarla çevrilmiş camilerimiz içinde ikamet eden imamlara ait değildir. Hepimizin dinidir ve bu inanca düşürülecek her türlü gölge hepimizin sorunudur.

 

Ayrıca bir kurum ve yerde yardım adı altında kurulmuş kumbaralar görmekteyiz.

İskeleti çıkmış bir çocuk resmi, ağlayan kadınlar vs resmi koyanlar, hemen yanında “bağış kutusu.”

Nedir bunlar?

Bunları kim denetliyor?

Bu bağış kutularında toplanan paralar nereye gidiyor?

Yerine ulaşıyor mu?

Denetimi var mı?

Nezih milletimizin yardım ve merhamet duyguları çok gelişmiştir.

 

Gönlü, evrenimiz kadar geniş olan milletimizin merhamet duygularına hitap ederek konmuş bu yardım sandıklarının sahibi kimlerdir? En azından, halkımızın iyilik etme ruhlarına saygı adına bu keşmekeşliğe bir son vermenin zamanı gelmiştir.

 

Belki de hepsi Valilikler, kaymakamlıklar ve müftülükler tarafından kontrol ediliyordur. En azından kontrol edilip denetlendiğine dair bir bilgi alabilirsek bunu kamuoyu ile paylaşabiliriz.

 

Bu iyiliksever halkımıza vicdani bir borcumuzdur.

 

Hele üç aylara girdik. Her köşe başında kontrolsüz olarak yardım sandıkları ve kumbara konmasının önüne geçilmelidir diye düşünmekteyiz.

 

VEREN EL MERHAMETLİ, ACABA ALAN EL DE ÖYLE Mİ? 

 

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı