Advert

İNSANLIĞIN KURTULUŞU MİLLİ EKONOMİ MODELİ

Dr. Ramazan Açıkgöz’ün ekonomik sistemlerin ülke kalkınmasındaki rolü üzerine iki haftadır kaleme aldığı yazılarına paralel olarak, 22 Mart 2015 günü İstanbul Grand Cevahir Kongre Salonunda gerçekleştirilen 9. Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’n

İNSANLIĞIN KURTULUŞU MİLLİ EKONOMİ MODELİ
Bu içerik 59 kez okundu.
Advert

Prof. Dr. Haydar Baş’ın ekonomik teorilerini dünya kabul ederken, Türkiye’nin ekonomik kalkınmayı dışarıda aramasının ne anlamı ne de mantığı vardır. Açıkgöz, bu bağlamda Kemalist Devletçilik ve Ekonomi Modelini yazdı.

 

KEMALİST DEVLETCİ EKONOMİ MODELİ

 

Yazının ikinci bölümü Kemalist Devletçiliktir. Önce Kemalizm'in felsefesini ortaya koyalım.  M. Kemal ATATÜRK; hayatta her şey için en gerçek yol gösterici olarak bilimi kabul etmiştir. Bilim ve bilimsel yöntemler Kemalizm'in dayanak noktasıdır. Bilimsel yaklaşım kendiliğinden pozitivizmi ana felsefe olarak gündeme getirir. Türkçe karşılığı "Olguculuk" biçiminde tanımlanabilecek olan pozitivizm, var olan olguların bilimsel yöntemle incelenmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan sonuçlarında yine bilimsel yöntemle değerlendirilmesi biçiminde açıklanabilir. Pozitivizm toplumsal ve siyasal olayları analitik yöntemle inceler, olaylar arasında iniltiler arar, gözlem yapar ve ilişkileri deneysel olarak test edip sonuca varır.

 

Pozitivizm, felsefede anlatılan idealizm ve materyalizm ayrımını reddederek, insan topluluklarını olduğu gibi ele alınmasını sosyal ilişkilerin sosyal bilimlerin verileri ile değerlendirilmesini, siyasal gelişmelerinde siyaset biliminin verileri doğrultusunda ele alınmasını savunur.(3)

 

M. Kemal ATATÜRK kendini şöyle tanımlar:" Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben ulusumun ve büyük atalarımın en değerli miraslarından olan bağımsızlık aşkı ile yanan bir adamım" der. Yine " Ben diktatör değilim. Ben zorla ve insafsızca davranmak istemem. Bence diktatör zorla boyun eğdirendir. Ben kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak egemen olmak isterim "der.(Söylev ve demeçler, cilt3.s.98.)

 

Her nekadar Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN ve Rahmet Prof Dr. A.TANER KIŞLALI; Gazi M. KEMAL ATATÜRK'ü felsefi anlamla pozitivist olarak tanımlamışlarsa da ATİLLA İLHAN ve en son "DAHİ DİKTATÖR ATATÜRK "isimli eserinde Prof. Dr. C. Şengör onun dünya görüşünü "ELEŞTİREL AKILCILIK” olarak ve "TOPLUMSAL GERCEKCİLİK "olarak tanımlamışlar ki bence de doğrusu bu tanımlamadır.

 

Olayları dramatize etmeden M. Kemal ATATÜRK ün, toprakları emperyalist ve kapitalist devletler tarafından işgal edilmiş olan yurdumuzu; Anadolu halkının öz gücüne güvenerek ve onun kahraman bir ulus olduğuna inancı ile yaptığı, Tarihteki ilk Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucu, ULUSAL BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ 29 Ekim 1923’ de Türk Aydınlanma Devrimini başlatarak kurduğunu biliyoruz.

 

O günün koşullarında, ulus savaştan yeni çıkmış, yoksulluk içinde bir halk vardır. Erzurum'dan Ankara'ya hareket eden M. Kemal'e baktığımızda sağ elin tabancası, sol elinde Osmanlı'nın(İngilizlerin zorlamasıyla) kestiği idam gömleği olduğunu bilmek, konunun sadece ekonomik yoksulluktan ibaret olmadığını anlamamıza yardımcı olacaktır.

 

DEVLET TOPLUMCULUĞU

 

Konuyu dağıtmadan Kemalist Devletçiliğe geri dönelim. Üretim ve kalkınma modelleri toplumsal yapıya göre belirlenir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Türk toplumunda sanayi ve sanayici yoktur. Feodal, yarıdan fazlası köylü olan göçebe bir toplumsal yapı vardır. Ticaret de azınlıkların elinde olup yerli burjuvazisi bulunmamaktadır. Böyle bir toplumda liberal veya kolektivist üretim modeli uygulanabilir mi? Tabi ki hayır. Bu durumda yokları var etmek için Devlet Toplumculuğu denilen bir model ortaya konuldu. Nedir bu Devlet Toplumculuğu: Özel mülkiyet hakkını tanıyan fakat insanın, insan tarafından sömürülmesini önlemek ve ulusal kalkınmayı başarmak amacıyla devlete ekonomide kontrol ve teşebbüs yetkilerini de içeren bir sistemdir.(4) Devlet Toplumculuğu; özel mülkiyetin korunması, yaygınlaşması ve rekabetin sağlanmasına taraftardır. Bunların olmasını ekonominin başarısı sayar. Ancak ekonomik düzende büyük suiistimaller olduğu için devletin bunları tespit ve önleme sorumluluğu vardır. Çünkü devlet insanlığın en yüce ahlak kurum olma durumundadır. Bu çerçevede özel mülkiyetin kurulmasını ve girişimlerin çok sıkı denetlenmesi görüşünü savunanlarda vardır.(4)

 

KONTROLSUZ SÖMÜRÜ

 

İnsanlar eşit zekâ, eşit bilgi ve eşit kuvvete sahip olmadıklarından, liberal ekonomide kontrolsüz bir sömürüye açıktırlar. Kuvvetli olan güçsüzleri ezmektedir. Bu durum hem birey hem de toplum bazında geçerlidir. Kolektivist ekonomide çağımız insanı egosuna ve rekabete uygun değildir. Devlet Toplumculuğu; devlet girişimciliği, özel mülkiyet ve girişim ve daha sonra geliştirilen Halk Girişimciliği(halk sektörü) ile saç ayağı gibi dengede durmakta, toplumsal sömürüyü en aza indirmekte ve dahi Türk Ulusunun karakterine uygun bir modeldir.

 

Prof. Dr. A. Taner KIŞLALI ya göre Kemalist Devletçilik; Liberalizmin karşıtıdır. Hem devletin ekonomik yaşama müdahale etmesini ve denetlemesini hem de gereken durumlarda devletin ekonomik yaşamda bizzat girişimci olarak yer almasını öngörür. Komünist rejimdeki ekonomiden farkı, bütün üretim araçlarının devletin elinde olması gibi bir zorunluluğun olmamasıdır.

Alt yapısı ve sanayisi olmayan, yeni bağımsızlığını kazanmış bir ülkede, bütün zorluklara ve emperyalist baskıya rağmen bu model ile 1929 Dünya ekonomik bunalım yaşadığı halde,1929-1939 yılları arasında, bütün Dünya'da sanayi üretimi artışı %19 iken Türkiye de sanayi ürünleri üretimi artışı % 96 olmuştur.(5)

 

1990’lı yıllarda, hem sosyalist sistemi hem de kapitalizmin ateş çemberinden geçip, umduğunu bulamayan Polonya, tersane işçilerinin sendika lideri, eski Cumhurbaşkanı Lech WALESA şöyle der: "Sosyalist ve kapitalist sistem birlikte uygulanmalı, ikisinden de yararlanılarak, şimdiye dek kimsenin bulmadığı yeni bir yol bulunmalıdır."(3) LECH’ in 1990’lar da aradığı yolu ATATÜRK, 1920’lerde düşündü, buldu ve başarıyla 15 yıl uyguladı. Çok parlak sonuçlar elde edildi. Ondan sonra gelenler, onun yolundan ayrıldılar. Yıllardır Türk ekonomistlerin bile görmezden geldiği bir gerçeği, LECH bilmiyor diye yadırgamamak gerekir. Çin o yoldadır ve hızla üreterek, sömürmeden ve sömürülmeden, her yıl 80 milyon işsize iş alanı yaratarak kalkınıyor.

 

ATATÜRK ÖRNEĞİ MISIR’DA

 

Yıl 1955 Mısırlı ekonomist Samir AMIN, Bandong konferansında şöyle konuşur:" Üretici güçlerin geliştirilmesi,özellikle sanayi üretiminde çeşitlendirmenin sağlanması, ulusal devlete bu sürecin yönetim ve denetim iradesinin kazandırılması, ulusal kaynaklara egemen olunması, yaratılan artı değerin merkezleştirilmesi  ve üretken yatırımlara yönlendirilmesine olanak sağlayacak, parasal dolaşımın devlet denetimine alınması ve Dünya pazarlarına açılmak için rekabet gücünün artırılması, teknolojik gelişmenin sağlanması ve sürekli geliştirilmesi, kalkınma sürecinin halk desteğini sağlayarak devletin öncülüğünde gerçekleştirilmesini.. " öneriyordu.(3) Ekonomist bunları 3. Dünya ülkelerine anlatıyordu ki bu söyledikleri 30 yıl önce M. Kemal ATATÜRK tarafından öngörülmüş ve uygulanmış olduğu tedbirlerle aynıydı.

 

EKONOMİDE DENGE UNSURU

 

Evrendeki her şeyde ve özellikle ekonomide en dengeli duruş, (saç ayağı gibi) 3 ayaküstünde duruştur. Bunu bilen M. Kemal ATATÜRK, ekonomi modelini üçayak üstüne oturttu. Devlet girişimciliği(örnek: MKE, Türkiye Demir-Çelik Sanayi, Türkiye Şeker Fabrikaları, Ziraat Bankası, TRT vs.),özel sektör girişimleri ( Koç ve Sabancı sanayi toplulukları, Eczacıbaşı ilaç sanayi vs.), halk sektörü girişimleri( SEK, EBK, ÇUKOBİRLİK, ANT-BİRLİK, TARİŞ, TRAKYA BİRLİK, ERZURUM-VAN-KARS-KONYA ET KOMBİNALARI vs.) kurumları ve kuruluşlarıdır. Özellikle 1950’lerden sonra devlet ve halk sektörü girişimleri ekonomiden, özel sektör yanlısı iktidarlar tarafından törpülenmektedir. Zarar ettikleri söylenerek kapatılıyor veya hükümet yandaşlarına peşkeş çekilir hale getirilmiştir. Kimi kurumlar zarar etmedikleri halde öyle gösteriliyor, kimi kurumlarsa bilinçli zarar ettiriliyordu.

 

ÖNCE EĞİTİM

 

Çağımız, bilgi bilim ve teknoloji çağıdır. Kalkınmak için bilimsel yöntem uygulanmalı, yüksek ve üstün teknoloji üretim ve kullanımına geçilmeli, yeni üretim yöntemleri geliştirilmeli, verimliliği ve çeşitliliği artırıcı çalışmalar yapılmalı ve toplumun eğitimine öncelik veren yatırımlar yapılmalıdır.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı