Advert

KANSER OLMASAYDIM ASLA İYİ OLMAZDIM!

(Kanser hastalığını yenen bir garip âwwwğlu hikâyesi)

KANSER OLMASAYDIM ASLA İYİ OLMAZDIM!
Bu içerik 83 kez okundu.
Advert

Çağımızın en berbat hastalığıdır kanser. Dünya devi ilaç firmaları her yıl kanserin çeşitli türleri için ilaç ürettiklerini söyleyerek milyar dolarları cebe indiredursun sonuç çoğu kez değişmiyor. Milyonlarca insan bu illet hastalığın pençesinde kıvranıyor ve bir umut arıyor. Umut ve sevginin iradeyle harmanlandığı bir beyin yapısında bu hastalıkla baş edilebileceğini bu hastalıkla bir yıldır mücadele eden ağabeyim Sedat Memili ne güzelde anlatmış. Yazısına geçmeden bununla ilgili söyleyeceklerimi mutlaka paylaşmalıyım.

 

Ne güzel abim akciğer kanseri... Bunu biliyor… Ben, bende ne halt olduğunu dahi bilmiyorum…

Annem, babam, dedem, nenem, dayım, teyzem ve aileden birçoğunu ebedi istirahatgahlarına kanserle yolcu ettik… Kanser bizim akrabamız yani... Bazı akrabalar sevilir… Bazısı sevilmez... Abim akrabalarını seven biri. Kanser deyince hep o melun hastalığı düşünmeyin

 

Yakın bir örnek vereyim!

Sandığa gidiyoruz

Memlekette birçok şeyler oluyor ve siz oyunuzu "O" na veriyorsunuz…  Allah sizin yardımcınız olsun....Tıp biliminin de sizin için yapacağı hiç bir şey yok! Bize gelince .... Halkımız bizim yardımcımız olsun.

 

Ne alakası var oyla-kanserin

 

Bizim ailede alakası var (gençler... İlgisi var)

 

Ülkemizin kanserleşmesini… Kendimizin kanser olmasından daha fazla önemseriz.

 

Biz ölürüz… Ve de elbet bir gün öleceğiz…

 

AMA ÜLKEMİZİN ÖLMESİNİ ASLA İSTEMEYİZ…

 

Âwwwğlunun hikâyesi:

 “Hayat, Tanrının insanoğluna yaptığı bir şakadır. Hayat, belki de ölülerin gördüğü bir rüyadır.

 

Aile dostumuz Onkolog Dr. Fatma Akdoğan’ın başlattığı tedavi kapsamında Ortadoğu Hastanesi’nden Dr. Nezaket Erdoğan ve Dr. Aynur Eken’in titiz araştırmaları sonucu Akciğer Kanseri olduğum belirlendi. Üzerimden büyük bir yük kalktı. Hemen ertesi gün, birkaç kutu tatlı yaptırdım ve Uğur Mumcu Bulvarı üzerindeki Onkoloji Hastanesine gidip; doktorlar ve sağlık emekçileri ile birlikte kutlama yaptık. Benim için ilk olması gayet doğal, çünkü insan genellikle bir defa kanser olur; ama hastane görevlileri için de bu kutlama ilkmiş… Hastane personelinin şaşkın bakışları arasında kutlamayı yaptık.

 

KUTLAMANIN NEDENİNİ SORDULAR?

 

Bana sordular: “Neden bu kutlama?” Yanıtım netti: “Her gün dört paket sigara içen adamın ne olması gerek. Bu hastalığı bekliyordum. Ne zaman gelecek diye merak ediyordum. Geldi. Rahat ettim. Rahatlığımı kutluyorum. Kanser deyince herkesin aklına ölüm geliyor; oysa benim aklıma yaşam geldi.

 

İnsan ile hayvan arasındaki fark şudur; Hayvan hayatta kalır, insan hayatta kalmayı yaşamaya çevirir. Hayatta kalışınıza anlam kattığınız sürece yaşıyorsunuz demektir. Hayvanlar genellikle bunu başaramaz.

 

HUZURUMU YAĞMALATMADIM…

 

Hastalık ile yeni bir dönem başladı. Hayata verdiğim anlamlara bir yenisini daha katmak…

 

Yeni anlayış; ölüm ile dalga geçmek.

 

Ben hayatta kalmayı değil yaşamayı seviyorum; Ölümü sevmeyenin yaşamayı sevmesi düşünülemez. İnsanlarımıza ölüm korkusu ile cehennem hayatı yaşatılıyor. Ölüm korkusu ile yaşamayı unutan binlerce insanla karşılaştım. Bu duygularla tedaviye başladım. Adana’nın en disiplinli doktorlarından biri olan Sayın Aynur Eken’e kendimi teslim ettim. Böylelikle sorumluluğu ona yükledim. Kemoterapi ile birlikte tetkikler yapılıyor. Bana ne olduğunu anlatmak istedi. Ben de: “Hocam, senden ricam bana bir şey anlatmayın. Hiçbir şey öğrenmek istemiyorum. Bazı bilgiler ağırdır. Anlamadığım bilgileri taşıyamam. Ben sadece hastayım. Hastalık vazifemi yapacağım…”

 

O günden sonra kendi sağlığımla ilgili hiçbir şeyi merak etmedim. Hastalığımı elimden geldiği kadar saklamaya çalıştım. O zaman Akdeniz TV’de program yapıyordum. Programa ara verdim. Ama neden ara verdiğimi söylemedim. Yine de yakınlarımızdan ve çevremizden duyanlar oldu. İnsanlarımızın Kanser hastalığı hakkında ne kadar bilgili (?) olduklarını öğrendim. Adam veya kadın ilkokul mezunudur ama kanser konusunda profesördür. (?) Kanser konusunda en cahil kimselerin Onkologlar olduğunu fark ettim.(?) Herkesin bir fikri var. Allah aşkına biriniz de bir şey bilmeyin ya… Bu işi Onkologlara bırakın. İnternetin başına geçen cahil, her derde deva buluyor.  Bu kanalı hemen kestim. Onlara, zamanımı, kulaklarımı ve evimin kapısını kapattım. Aynur Eken ve Fatma Akdoğan’ın dediklerinin dışında herkese kulaklarımı ve duyargalarımı kapattım. Bana bu konuda ne kimse geçmiş olsun diyebildi ne de akıl verebildi. Huzurumu yağmalatmadım.

 

ORTADOĞU HASTANESİ

 

Kemoterapiye gittiğim zaman Onkoloji Servisi’ndeki görevlilerle ilişkilerimiz o boyuta geldi ki, bana hasta değil misafir muamelesi yapmaya başladılar. Kemoterapi odasına girdiğim zaman köşesine çekilmiş, asık yüzlü, moralleri sıfır ve teslim olmuş insanlar arasına girince, şaka ve gırgırla başlıyordum. Hastaların şaşkınlığı ardından tebessümler başlıyordu. Oraya, sanki piknik yapamaya gittiğim izlenimi veriyordum. Sonra hastalarla tanıştım. Şimdi o hastaların yarısı hayatta değil; Hepsinin toprağı bol mekânı cennet olsun. Ancak iyileştiği için görüşmediklerim de vardı. Onların sayısı daha çoktu. Servise “Aynur Hoca geliyor!” diye haber yayılınca hastalar bile kendine çeki düzen veriyordu. Fakat onun bu halinin altında olağanüstü şefkatli, ilgili, saygın, sorumluluk sahibi bir insanın psikolojisi vardı.

 

TANRININ ELİ GİBİ DOKUNDULAR…

 

İnsanların saç rengiyle değil, hayatlarıyla direk ilgili olduğunun bilincindeydi. Verdiği her kararın, yaptığı her uygulamanın, insanın yaşamını direk ilgilendirdiğini biliyor ve bunun sorumluluğunu taşıyordu. Hastalara yapılan tedaviler hakkında personele verdiği talimatların en küçük ayrıntısına kadar denetim yapıyor ve hastaların sağlığı adına hiçbir şeyden ödün vermiyordu. Bu ciddiyeti her defasında gözlerimle gördüm. Aynur Hoca’nın bu tavırları ve anlayışı ile iyileşeceğime kanaat getirdim ve bir gün kendisine: “Hocam, sizden beni iyileştirmenizi değil, rahat ölmemi sağlamanızı istiyorum…” demiştim. Güldü geçti. Bu onu ikinci kez gülerken görüşümdü. Birincisi de şöyleydi:

 

Tedavim süresince beni üzen pek az olay olmuştur. Ancak bir tanesinden etkilenmiştim. Bir sabah kalktım (bağışlayın) duş alırken, elime öbek öbek saçlarım düştü. Saçlarımı tutuyorum elimde kalıyor. Bir anda sabah saçlarımın yarısının döküldüğünü fark ettim. İnsan zihni insana garip oyunlar oynuyor. Zihnen hazır olduğum için ölümü bile umursamayan ben, saçlarımın birden dökülmesine kahrolmuştum. Demek, zihnimde hazır olmadığım bir durum benim zayıflığımmış; öyle tespit ettim. Tedaviye başladıktan birkaç ay sonra bir günde saçlarımın ve bıyıklarımın yarısı, üç günde de tamamı döküldü. İşte o zaman ailemin, bani teselli etmek için (üstelik bana fark ettirmeden) neler yaptığı ayrı bir konu oldu. Oğlum, belik 10’dan fazla değişik şapka ve kepler almıştı. Neyse biz cascavlak kaldık. Bazen yolda çok sevdiğim ve iyi tanıştığımız dostlarla karşılaşırdım, selam verirdim ya yarım ağızla alırlardı veya bön bön bakarlardı. Çünkü tanımazlardı. Bu halimle de dalga geçmeye başladım. Bir şekilde “Yul Brynner”in adını gündeme getirdim. Dostlarım ve yakınlarım “zaten o bizim en hayran olduğumuz artistti” demeye başladılar. Saçlarımı görmeyince Aynur Hoca’da buna benzer bir şey söyleyince gülüştük. İlk kez gülüyordu. Ortadoğu’nun Onkoloji Servisi’nde görev yapan sağlık personeli ailem gibi oldular. Başta Fatoş, Hacer, Cadaloz Melisa  (Hanım demiyorum hepsi kızlarım gibi. Beni de baba gibi görüyorlar) ve Süleyman…  Bu ekip son zamanlarda kendilerine katılan Âdem ile birlikte olağanüstü başarılı bir ekip. Bunu hastane adına söylemiyorum, hasta adına söylüyorum. Ki bu ekip, her ay bana onlarca damar yolu açan, serum takan yani bir insanın en kötü zamanlarında yüzleştiğim kimseler. Benim yorumum önemli. Hepsine kucak dolusu sevgi ve selamlar.

 

TEK AMİRLERİ VİCDANLARI

 

Dr. Aynur Eken’in talimatlarını harfiyen yerine getiren ve bildiğim yüzlerce hastanın sağlığına kavuşmasına katkıları olan ekiptir. Tanrının işlerine bazen akıl sır ermez; Tanrı beni hasta etti ve yolumu, Fatma Akdoğan, Nezaket Erdoğan ve Aynur Eken ile karşılaştırdı. Tanrı, onların eliyle bana dokundu.  İyi oldum. Eğer kanser olmasaydım iyi olmazdım. Şunu anladım; doktorlar profesyoneldir. İşlerini tam anlamıyla yaparlar, sonucu, tıbbi gerçekler ve Tanrıya bırakırlar. Vicdan sahibi olanlar, tedavileri kendi vicdanlarına karşı sorumluluk hissederek yaparlar. Bu insanlar sonuç ne olursa olsun rahatsızlık duymazlar. Çünkü kendilerine teslim olmuş insanların tek güvencesi doktorların vicdanıdır. Ben bu şehirde Prof. Dr. Aşkın Karadayı’nın “Tıp Söylencesi” adlı kitabı da dikkatle okumuş biriyim. Doktor, hasta, vicdan ilişkilerini, bir doktorun kaleminden de biliyorum.

 

 

Bana vicdan sahibi doktorlar grubu rast geldi. Bu saygın insanları, ne tıp, ne bilim ne de yasa asla denetleyemez; onların tek denetleyicisi kendi vicdanlarıdır. Onun için şanslıyım onun için Nezaket Erdoğan’ın beni dökülen saçlarımdan şefkatle öptüğünü hiçbir şey unutturamaz.

 

BELA OLMAYA DEVAM EDECEĞİM…

 

Yıllar önce Ortadoğu hastanesi ile ilgili güzel anılarım olduğu söylenemez. Ancak son yıllarda bu hastanede yapılan bazı değişimler sonucunda, eski ile hiç ilgisi kalmadığını gördüm. Sağlık açısından Onkoloji Hastaları için huzurlu ve çözümleyici bir ortam. Gıyaplarında hastane yönetimine teşekkür ediyorum. Özelde Onkoloji, genelde hastaneyi sizlere tavsiye ettiğimi sakın düşünmeyin. İnşallah hiç birinizin yolu hastanenin yakınından bile geçmez. Ama yaşamın gerçeği o da yürüyeceğimiz bir yoldu. Ben iyi ki buraya gelmiş iyi ki insanlarla tanışmışım. Anneler gününde bu üç doktoru da aradım. Annem bana ilk yaşamı sağlamıştı; bu üç doktor da ellisinden sonra bana ikinci kez yaşamı bağışladılar.”

 

(Çok önemli not: Mehmet Akdoğan, Tahir Han, Suphi Eşberk ve Eşim ve Çocuklarım beni hayatta tuttu. Hepsine şükran borçluyum. Benden daha çekecekleri var.)

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
CHP'li Budak: Hükümet'in ekonomi paketi sorun çözmez
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı
Manavgat Belediyesi'nden kent mobilyası imalatı